Gençlik ve Seher Vakti

0
Gençlik ve Seher Vakti
Gençlik ve Seher Vakti - Sadık Dânâ
Sayı : 397 - Mart 2019 - Sayfa : 31

Her mü’minin seher vakti kalkıp secde etmesi, ibadet etmesi icab eder. “Çünkü seher vakti, Allah Teâlâ’nın kullarına bahşettiği en mühim ikramıdır. Bütün Hak âşıklarının kışın sıcak yataklarını terkedip gönüllerini Hâlık Teâlâ’ya verdikleri kudsi, ulvî anlardır. Gözyaşları ile namaz, niyaz, istiğfar tefekkür, zikrullah ile nefislerinden çıkıp Rabbulâlemîn’e samimiyetle iltica ettikleri demlerdir.
Seher vakti; gafil zümrenin uyuduğu, gönül sultanlarının samimiyet ve tevazu ile Rableriyle hemdem oldukları bayramlarıdır. Mânevi terakkiyât, ilerleme vesilesidir.
Bu öyle bir vakittir ki feyz-i ilâhî yağmur gibi semâdan nüzul eder. Seherîlerin kalplerinde tecelli eder. Bütün ruhaniyet ve melaike-i kirâm hazerâtı da iştirak ederler.”
İlk önce hayatımızı mutlaka nizama koymalıyız. “Bunun için gece geç vakitlere kadar oturup seher vaktinin kıymetini bilmeyenlerden olmayalım.
Seherlerde kalkanlar, rûhen inkişâf ettikleri için bir kuş gibi hafif olurlar, az uykuları kâfi gelir, yemeleri de azalır, fuzuli konuşmaları da. Fazla uyuyanlarda ise ağırlık, sıklet ve atalet olduğu için daima sıhhatlerinden şikâyet ederler.”
Bazı gençlerin hayatı nizamsız, istikrarsız oluyor. Bu sefer yapılacakların herbiri yarım kalıyor. Herşey nizamlı olacak.
*
Gençlerimiz; hem vazifemizi yapacağız, hem derslerimizi ihmal etmeyeceğiz hem de hizmet yoluna gideceğiz. Uysal olacağız, geçimli olacağız, hüsnüahlâk sahibi olmaya gayret edeceğiz. Kincilik, hasedcilik, çekememezlik mâneviyatta, Müslümanlıkta yoktur? Bunlara dikkat edersek bir taraftan inkişâf etmiş oluruz.
Bunları îfâ ederken gönlümüzü Cenâb-ı Hakk’a bağlayacağız. Efendim; gece Cenâb-ı Hakk’ı andığımız zaman gündüz anmayacak mıyız? Elbette her zaman onunla olacağız. Kim Cenâb-ı Hakk’ı daha fazla anarsa Cenâb-ı Hak katında o kadar makbuldür. Meselâ; talebe mektebe gelip giderken huzuruna dikkat edip, edebini muhafaza edecek. Böylece Allah’ını zikretmiş, olur. Sayısız, tesbihsiz. Günlerimizi böyle değerlendirmeye gayret edeceğiz.
“Dinimizde, elhamdüllillah, hiçbir zorluk yoktur. Zorluğu icad edenler dînini lâyıkı veçhile bilmeyenlerdir.
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri rahmet-i îlâhisi mucibince kullarına ağır mükellefiyetler yüklememiştir. Yalnız kullarının acizliklerini idrak ederek, kendisine âdâb üzerine, engin bir gönül kırıklığı içerisinde ibadet ve itaat etmelerini istemektedir.”
Yemede içmede ve diğer dünyevi hususlarda orta hâlde bulunmamız icab ettiği gibi, ibadet hususunda da itidalli hareket etmek gerekir. İfrattan ve tefritten kaçınmalıyız.
Bakın şimdi gençlik ne kadar inkişâf ediyor. Evvelce kırk-elli sene önce böyle gençlik yoktu. Yetişmeye fırsat da yoktu. Sebebi, ne böyle okullar vardı, mektepler, medreseler vardı; ne de böyle kabiliyetli muallimler vardı. Hep seciyesiz insanlar vardı. Onlarla muhatap olduğunuz zaman itikadınızı bozarlardı. Bakın sizler çok talihli yavrularsınız. Cenâb-ı Allah güzel güzel okullar, rehberler, öğretmenler verdi.
Bugün memleketin yetişmiş gençlere çok ihtiyacı var. Yarın Cenâb-ı Hak sizlere güzel mevkiler verecek, inşaallah büyük büyük hizmetler yapacaksınız. Ama âvâre dolaşanların ne cemiyete ne İslâmiyet’e ne de kendisine faydası olur.
Hülasa yapacağımız iş Cenâb-ı Hakk’ın bize hîbe ettiği hayatı değerlendirmektir. Ne zamana kadar? Ruhumuz cesedimizden ayrılıncaya kadar.
Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-2. s. 217-222

 

Yorum Yazın

Facebook