Hayır ve Şerle İmtihan

0
Sayı: Ocak 2020
Hayır ve Şerle İmtihan

Hayat baştan sona kulluk imtihanından ibarettir. İmtihan kulluk kalitesini ölçmedir. Bu ölçmede insanın iyilik ve kötülük karşısındaki tavrı esas alınır. İmtihanla kişilik ve karakter belirlenir. Fitne ve ibtila da imtihan demektir. Madenler, cevher ve posa ayrılsın diye yüksek dereceli ateşe atılır. Böyle bir işlem yapılmadan cevherle curuf ayrılmaz. Bunun gibi insanlarda hayır ve şerle, hastalık ve sıhhatle, zenginlik ve fakirlikle, sıkıntı ve ferahlıkla, nimet ve musibetle imtihan edilir ki gerçek kimlik ve kaliteleri ortaya çıksın, böylece hem dünyada hem de ahirette lâyık oldukları konuma kavuşsunlar.
Yüce Mevlâ bu imtihan ve imtihan şekillerini çeşitli ayet-i kerimelerle açıklamıştır. Bir kaçını arzedelim:
“Herkes ölümü tadacaktır. Biz sizi denemek için hayır ve şerle imtihan ederiz. Sonunda ancak bize döndürülürsünüz.” (Enbiya, 35)
“Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mal, can ve ürün eksikliği ile imtihan ederiz. Sabredenlere müjdele.” (Bakara, 155)
Şüphesiz ki siz mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan edileceksiniz.” (Âl-i İmran, 186)
Bu zorlu kulluk imtihanı nimetlere karşı şükür, sıkıntı ve zorluklara karşı sabırla kazanılır. Şükür ve sabrı kuşanarak bu imtihanı kazanan mü’minin hali gıpta edilecek bir haldir. Hz. Peygamber (sav) bu durumu şöyle belirtiyor: “Mü’minin durumu ne kadar da hoştur. Zira onun her hali kendisi için bir hayır sebebidir. Bu durum sadece mü’mine hastır. Nimete kavuşsa şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir bela gelse sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, zühd: 64)
Hayat sevinç ve üzüntü çizgisinde devam edip gider. Sevinilecek şeylerle karşılaşınca şımarmak, üzüntü sebepleriyle üzülüp ümitsizliğe kapılmak insanın tabiatındandır. Fakat olgun mü’minleri diğerlerinden ayıran en büyük özellik dengeli hareket etmek, ne şımarmak ne de ümitsizliğe kapılmaktır. Tezatlar içinde doğruyu bulmak, sıkıntılar içinde mutlu olabilmek, külfetler içinde boğulmadan, kötülüğe meyletmeden hayır üzere hayatı sürdürebilmek büyük bahtiyarlıktır. İnsanı bu bahtiyarlığa erdirecek olan ise güçlü bir imandır. İbadetler de düzgün ve dengeli bir hayata kavuşmanın önemli araçlarıdır. “Şüphesiz ki insan hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır. Kendisine bir kötülük dokunduğunda feryat eder. Bir hayır dokunduğu zaman da cimrileşir, yoksula vermez. Ancak namaz kılıp, namazlarına devam edenler bunun dışındadır.” (Meâric 19-23) Başta namaz olmak üzere bütün ibadetler Allah’la kul arasında bir bağ ve iletişim aracıdır. Mevla ile bağını koparmayanlar her şeyin ondan geldiğini bilirler, hayır ve şerle daima imtihan edildiklerine inanarak bu imtihanı başarıyla geçmenin gayreti ve disiplini içinde olurlar.
İnsanların bünye, rızık, güç-kuvvet, ilim, şekil, renk, soy-sop, mevki-makam vs. hususunda farklı konumda olmaları da ilahi hikmete mebnidir. Herkes her şeyle imtihan edilmektedir. “Sizi yeryüzünde halifeler yapan, verdiği şeylerle sizi denemek için birbirinize derece derece üstün kılan O’dur.” (En’am, 165) Zengin şükürle, fakir sabırla, iktidar sahibi adaletle imtihan edilmektedir. Herkes kendi konumu ve sahip olduğu imkânlar nisbetinde sorumludur. 
Genelde mü’minlerin imtihanı daha ağırdır. Allah’ın rızasını kazanmak, cenneti hak etmek için ciddi testlerden geçmek gerekir. “İnsanlar, sadece ‘inandık’ demekle bırakılacaklarını ve imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar?” (Ankebût, 2)
“(Ey mü’minler!) Allah pisi temizden ayırıncaya dek sizi bulunduğunuz hal üzere bırakacak değildir.” (Âl-i İmran, 179)

................

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook