Hem Allah Hem de İnsanlar Razı Olsun

0
Hem Allah Hem de İnsanlar Razı Olsun
Hem Allah Hem de İnsanlar Razı Olsun - Murat Kaya
Sayı : 398 - Nisan 2019 - Sayfa : 22

Hz. Yahya'nın Gençlere Model Olan Güzel Vasıfları - 2

Hem Allah Hem de İnsanlar Razı Olsun

Allah Teâlâ Kitâb’ında bizlere Hz. Yahya’nın çocuk yaşta sahip olduğu ahlâkî üstünlükleri anlatır. Bu durum bize, çocukların küçük yaşta eğitilmesinin önemini gösterir. Buna göre ailede çocuğa küçük yaştan itibaren güzel ahlâk eğitimi verilmeli, güzel vasıflar bir taraftan çocuğa sözlü olarak anlatılırken, diğer taraftan da fiilî olarak tatbîkâtı yapılmalı, yaşanarak öğretilmelidir. Şimdi Hz. Yahya’nın, kendilerinden övgüyle bahsedilen ve gençlere model olacak güzel vasıflarını sırayla görelim:
1. İmanda Model Olması
• Tâbiînin büyük âlimlerinde Katâde’ye (ö. 117/735) göre Allah Teâlâ Hz. Yahya’yı imanla dirilttiği, ihyâ ettiği için ona “Yahya” ismini vermiştir.1 Yaşlı anne babadan doğduğu için bu ismin verildiğini söyleyenler de vardır. (Mukâtil, 2: 621) İlk görüşü dikkate alarak gencin manevî âleminin imanla hayat bulup canlanması gerektiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla bir gence ilk lâzım olan ve onun için en hayatî, en önemli şey Allah’a imandır. Bir insanın ebedî dirilişi buna bağlıdır. Ondan sonra diğer güzel vasıflar gelir.
• Yahya (a.s) Hz. İsa’dan altı ay büyüktü, peygamber olarak gönderildiğinde onu ilk tasdik eden, Allah’tan bir kelime olduğuna ilk şahitlik eden Hz. Yahya oldu.2 Bundan sonra onun yolu ve usûlü üzere yaşamaya başladı. Demek ki bir gencin Allah’ın peygamberini tasdik edip ona tabi olması, iman esaslarından ve en başta gelen vazifelerindendir. Dolayısıyla günümüz gençliğinin Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’i çok iyi tanıyıp onu tasdik etmesi ve izinden gitmesi, en büyük ihtiyacıdır.
• Zekeriyyâ (a.s), ölümünden sonra İsrailoğullarının kötülerinden olan yakınlarının; dini değiştirmelerinden, toplumu doğru düzgün yönetmemelerinden korkuyordu.3 Bu sebeple sâlih bir evlat istiyordu. Bundan hareketle gençlerin dini öğrenme, onu yaşama, diğer insanlara tebliğ etme ve koruma idealini kazanmaları gerektiğini söyleyebiliriz. Zira din, gençlerle ayakta kalır ve ancak onlarla geleceğe taşınabilir. Bir milletin geleceğini görmek için onların gençlerinin durumuna bakmak yeterlidir. Gençler nelerle meşgul oluyor ve nasıl yetiştiriliyorsa gelecek de ona göre şekillenecek demektir.
• Yahya (a.s) İsrailoğullarının bayramlarında ve toplantı yerlerinde durup vaaz eder, onları Allah’a ibadete davet ederdi. Şam’a gidip İsa (a.s) ile buluştuğu zaman da halkı Allah’a ibadete davetten geri durmamıştı.4 Hz. İsa’nın Yahya (a.s)’ı on iki havarisinin başında insanlara Allah’ın emir ve nehiylerini bildirmek üzere gönderdiği de rivayet edilir.5 Rasûlullah (s.a.v) onun dinî hükümleri tebliğine dair bir hâdiseyi şöyle haber vermişlerdir:
“…Yahya (a.s) insanları Beytü’l-Makdis’te topladı. Mescid ağzına kadar doldu. Mahfillere de oturdular. Yahya (a.s) onlara şöyle hitap etti: Allah bana beş kelime gönderdi ve onlarla amel etmemi ve size de onlarla amel etmeyi emretmemi söyledi:
Bunlardan birincisi Allah’a ibadet etmeniz, ona hiçbir ortak koşmamanızdır. Allah’a ortak koşanın misâli şudur: Bir adam, kendi öz malından altın veya gümüş mukabilinde bir köle satın alır ve ona: «Bu benim evim, bu da işim. Çalış, kazandığını bana öde!» der. Köle çalışır, fakat kazancını efendisinden başkasına öder. Hanginiz kölesinin böyle olmasına razı olur?
Allah size namazı emretti. Namaz kılarken sağa-sola bakınmayın. Zira Allah yüzünü, sağa sola bakmadığı müddetçe namazda bulunan kulunun yüzüne çevirir.
Size orucu da emrediyorum! Bunun misâli şu adamın hâline benzer; O bir grup içerisindedir. Yanında bir kese içinde misk vardır. Herkes onun kokusundan hoşlanmaktadır. Oruçlunun (ağzında hâsıl olan) koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.
Size sadakayı da emrediyorum! Bunun misâli de şu adamın hâline benzer: Düşmanları onu esir edip ellerini boynuna bağlamış ve boynunu vurmak üzere öne sürmüşlerdir. Adam: «Ben az çok ne varsa malımı fidye olarak verip kendimi kurtarmak istiyorum» der ve fidye ile kendini onlardan kurtarır.
Ben size Allah Teâlâ’yı zikretmenizi de emrediyorum! Bunun misâli de şudur: Bir kişi düşünün, düşmanları peşinden süratle geliyor ve onu yakalamak istiyorlar. O zât ancak sağlam bir kaleye sığınınca kendisini onlardan koruyabiliyor. Kul da böyledir. Kendisini şeytandan ancak Allah’ın zikri ile koruyabilir.” (Tirmizî, “Edeb”, 78/2863)
Diğer rivâyette zikirle ilgili kısım şöyle biter: “Kul Allah’ı zikretmeye devam ederse şeytana karşı, bu adamdan daha iyi korunmuş, daha muhkem bir yere sığınmış olur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4: 130, 202)
Yahya (a.s) insanlara Allah’ın dinini öğreterek onları ebedî saadete ulaştırmak için gayret etmiştir. Bizim gençlerimiz de öncelikle kendileri dini güzel bir şekilde öğrenip yaşadıktan sonra insanlara bu güzellikleri öğretmeyi ve onları çirkin şeylerden uzaklaştırmayı hedef edinmelidirler.
2. İlimde Model Olması
• Yahya (a.s), Allah’ın kitabı olan Tevrat’a büyük bir ciddiyet ve devamlılıkla sarılmıştır.6 Demek ki daha küçük yaşta iken çocuklara Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerim’i evvela okumayı öğretmek, sonra da seviyelerine göre muhtevasını yavaş yavaş anlatmak icap eder. Genç olduklarında ise Kitâbullah’a sahip çıkmaları, hükümlerini yaşayıp diğer insanlara da öğretmeleri gerektiğini kavramaları lâzımdır.
• Kur’ân’da Hz. Yahya’ya küçük yaşta “hüküm” verildiği bildirilmektedir. (Meryem 19/12) Bu kelimeyi müfessirler anlayış, ahkâm, marifet ve hikmet diye tefsir eder, Allah Teâlâ’nın Hz. Yahya’ya daha küçük yaşlardayken Kitâbullah’a karşı derin bir anlayış verdiğini söylerler.7 O hâlde gençlerimize Kur’ân’ın hikmetlerini anlatma hususunda geç kalınmamalıdır. Seviyelerine göre Kur’ân kıssa ve mesellerini, temsil ve teşbihlerini, bunlardaki hükümleri ve hikmetleri anlatarak onların zihin dünyalarını güzel bilgilerle süslemek lâzımdır.
Âyetteki “hüküm” kelimesine “akıl” manası veren de olmuştur. Zemahşerî, Allah’ın, küçük yaşta Hz. Yahya’nın aklını sağlamlaştırdığı, sonra da ona vahyettiği görüşüne yer verir. (Zemahşerî, 3: 8) Bu durumda gençlerin akıl ve zihin yapısını güçlendirecek tedbirler alınmalı, bunları zaafa uğratacak alışkanlık, davranış ve gıdalardan onları korumalıdır.
• Zekeriyyâ (a.s) Allah’tan bir çocuk isterken kendisine ve Ya‘kûb oğullarına vâris olacak bir evlat istemişti. Hz. Zekeriyyâ’nın miras bırakacak bir malının olmaması ve peygamberlerin dünya malına önem vermemeleri gibi sebeplerle âyette bahsedilen mirasın nübüvvet, ilim, hikmet, takva ve riyaset gibi şeyler olduğu söylenmiştir.8 Rasûlullah (s.a.v) peygamberlerin altın ve gümüş değil, ilmi miras bıraktıklarını bildirdikten sonra “Kim bu mîrâsı alırsa, büyük bir nasip almış olur” buyurmuşlardır. (Ebû Dâvûd, “İlim”, 1/3641) Bugün biz de gençlerimize iman, ilim ve ameli miras bırakmaya gayret etmeli, onları bu tür mirasın peşinde koşacak bir şuurda yetiştirmeliyiz.
3. İbadette Model Olması
• Kâʻb (r.a) Hz. Yahya’nın çok ibadet ettiğini ve itaatinin son derece kuvvetli olduğunu nakletmiştir. (Hâkim, 2: 647/4150) Ona henüz sabî iken ilim ve hikmet verilmişti. Yahya (a.s), Allah’ı tanımayı sağlayan bu ilim ve hikmet ile sımsıkı sarıldığı kitap sayesinde ibadetin önemini iyice kavramış olmalıdır. Bu konuda ailesinin katkılarını da unutmamak gerekir. Zira onun bütün aile fertleri ibadet konusunda birbirleriyle yardımlaşırlardı. Allah’ın rahmetini umarak ve azabından korkarak O’na yalvarır, dua ve ibadet ederlerdi. (Taberî, 18: 521)
Abdullah ibn Hakîm şöyle der: Ebû Bekir (r.a) bize bir hutbe îrad etti ve şöyle dedi: “Emmâ ba’d: Size, Allah’a karşı takvâ sâhibi olmanızı tavsiye ederim. O’nu lâyık olduğu şekilde senâ edin! Korku ile ümid arasında olun, Allah’tan isterken ısrâr edin! Allah -azze ve celle- Zekeriya (a.s) ile âilesini överek şöyle buyuruyor: «…Onlar, hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin bir huşû içindeydiler».”9
Hz. Yahya’nın ailesi, bu davranışlarıyla bizlere, kişinin çocuğuna yapabileceği en büyük iyilik ve hayrın, onun ibadet duygusunu geliştirmek ve Allah ila olan ilişkisini sağlam bir temele oturtmak olduğunu öğretmektedir.
• Hz. Yahya ve ailesi huşû ehli kimselerdi, Allah’a derin bir saygı içinde yaşarlardı. (el-Enbiyâ 21/90) Mütevazı idiler, Allah’a ibadet ve dua etmekten çekinmez, bu konuda büyüklenmezlerdi. (Taberî, 18: 522) Bu tür duygular, Hz. Yahya örneğinde olduğu gibi aile ortamının desteği ile daha kolay ve daha iyi bir şekilde kazanılabilmektedir.
4. Ahlâkta Model Olması
Allah Teâlâ “Tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de (verdik). O, çok takvâlı bir kimse idi” buyurur. (Meryem 19/13) Âyette geçen “hanân” kelimesi, rahmet, şefkât, rikkat, muhabbet ve tazim manalarına gelir. Bir annenin kalp yumuşaklığını, sıcacık sevgi ve şefkâtini hatırlatır. Allah Teâlâ rahmet, şefkât ve muhabbetiyle Hz. Zekeriyyâ ve Yahya’ya ikram ve ihsanlarda bulunmuş, daha sonra bu güzel vasıfları onlara da vermiştir.10 Yahya (a.s) kalbinde Allah’a karşı engin bir muhabbet besliyordu. Allah’ın kullarına karşı da büyük bir muhabbet, merhamet, şefkat ve tazim duygularıyla doluydu. Rikkat-i kalbiye sahibiydi. Bundan hareketle anne-baba ve eğitimcilerin de, çocuklara sevgi, şefkat, rikkat, merhamet ve tazim duygularını aşılamaya ve bunların eğitimini vermeye özen göstermeleri gerektiğini söyleyebiliriz.
• Yahya (a.s) günahlardan uzak duran, rûhî sâfiyete sahip tertemiz bir genç idi, bedenini Rabbine tâatte kullanır, devamlı amel-i sâlihler işlerdi. (Taberî, 18: 159) Her türlü hayır ve iyilik hususunda artarak devam eden bir gelişim gösterirdi. (İbn Atıyye, 4: 8) Rasûlullah (s.a.v) Hz. Yahya’nın çok hayırlı bir kişi olduğunu ifade ettikten sonra bunun sebebinin de Allah’ın onu Kur’ân’da güzel vasıflarla anlatması olduğunu söylemiş, ilgili âyetleri okumuş ve sonunda; “Hiçbir kötülük yapmadı, hatta böyle bir şeyi aklından bile geçirmedi” buyurmuştur. (Heysemî, 8: 209) Gençlerin kalp ve ruh temizliğini muhafaza edip bunları geliştirmeye çalışmak, eğitimin en mühim hedefi olmalıdır.
• Zekeriyyâ (a.s) Allah’tan kendisine din, ahlâk ve zâhirî görünüş itibariyle Allah’ın ve kullarının râzı olacağı vasıfta bir çocuk ve hatta aynı vasıfta tertemiz bir zürriyet bahşetmesini istemişti.11 Cenâb-ı Hak onun bu duasını kabul ederek ona Hz. Yahya’yı bahşetti. O hem Allah’ın rızasını kazanan, hem de insanlar tarafından sevilip kendisinden memnun olunan bir gençti. Hem Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşayan hem de çevresindeki insanların memnuniyetini kazanabilen bir genç, hiç şüphesiz ideal bir gençtir.
Dipnotlar: 1) Meryem 19/7; Taberî, 18: 147. 2) Âl-i İmrân 3/39; Taberî, 6: 372; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-târîh, 1: 267. 3)Meryem 19/5-6; Zemahşerî, 3: 4. 4)Sa’lebî, Arâisü’l-mecâlis, 376. 5)Taberî, Târîh (Beyrut: Dâru’t-Türâs, 1387), 1: 586. 6)Meryem 19/12; Mukâtil, 2: 622. 7)Mukâtil, 2: 622; Taberî, 18: 155. 8) Mukâtil, 2: 620; Taberî, 18: 146. 9) el-Enbiyâ 21/90; İbn Kesîr, 5: 370. 10) Bkz. Mâtürîdî, Te’vîlâtü Ehli’s-Sünne, thk. Mecdî Baslûm (Beyrut, 1426/2005), 7: 224. 11) Bkz. Âl-i İmrân 3/38; Meryem 19/6; Taberî, 18: 147.

 

Yorum Yazın

Facebook