İslâm, Rızâmızın Son Noktası Olsun

0
Sayı: Ocak 2020
İslâm, Rızâmızın Son Noktası Olsun

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hepimize numûne olan hayatı dua ile gergef gergef işlenmiş bir hayattır. O En Güzel İnsan, Rabbine sürekli iltica halinde bulunmuş, hep dua ile yaşamış, dilinden yakarışı hiç eksik etmemiştir. Siyer-i Nebî’nin bu zaviyeden en dikkat çekici vasfı maiyet ve kurbiyetin şahikasında oluşu ise hadis kitaplarında genişçe yer verilen zikir ve dualar bunu temin eden en mühim vesiledir. Cevâmi’ül kelîm olan (az sözle çok mana ifade eden) Rasûlullah Efendimiz’in her birisi derin mânâ ve mahiyete sahip ifadelerinde, buluştuğu an ve vesileyi diriltici vasıf berrak bir şekilde öne çıkmaktadır. 
Uykudan yeni uyanmış birisi için “Bizi, öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun, nihâî dönüş sadece O’nadır” demek uyku ile ölüm arasındaki akrabalığı ne güzel tesis eder. “Allahım! Senin lütfunla sabaha ulaştık, senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da sensin” demenin, günlük gidiş gelişleri mahşer aydınlığına raptedecek bir yüce mahiyette olduğu açıktır. Bu şekilde, her yeni günü, bahşedilmiş yeni bir hayat sayar, günleri de ömrü de sonunda dönüş ancak kendisine olan Allah’a tahsis etmek gerektiğini hatırlarız.
“Allahım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lütfettiğin afiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezadan ve senin gazabını üzerime çekecek her şeyden sana sığınırım” ifadeleri hayatı huzur ve afiyetle devam ettirmenin parolası hükmündedir. Böyle bir teyakkuz hali ile yaşayanın evinden çıktığında yüzü göğe dönmeli ve dudaklarından tıpkı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gibi şu sözler dökülmelidir: “Bismillâh, Allah’a tevekkül ettim. Allahım! Sapmaktan, saptırılmaktan, kaymaktan, kaydırılmaktan, haksızlık yapmaktan, haksızlığa uğramaktan, cahilce davranmaktan ve cahillerin davranışlarına muhatap olmaktan Sana sığınırım.”
Hayatın bin bir türlü hali vardır. Her anı dua ve zikirlerle işlenmiş rahmet tezahürü bir hayat her hale muvafık duayı içinde barındırır. Mesela bir hasta ile buluşulur, gönülden kopan ifadeler şunlar olur: “Bütün insanların Rabbi olan Allahım! Bunun ıstırabını giderip şifa ver. Şifayı veren ancak Sen’sin. Sen’in şifandan başka şifa yoktur. Buna, hiçbir hastalık izi bırakmayacak şekilde şifa ihsan et!”
Hayatı bitmiş, aramızdan gitmişe de dua edilir. O dua sadece gidenin bağışlanması ya da terfi-i derecatı için değil, geride kalanlara da yönelik mesajlar içerir: “Allahım! Ebû Seleme’yi bağışla! Derecesini, hidayete ermişler seviyesine yükselt! Geride bıraktıkları için de ona Sen vekil ol! Ey Âlemlerin Rabbi! Bizi de onu da bağışla! Kabrini genişlet ve nurla doldur!”
Hayatta en çok ne istenmelidir? Bunu bize yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem öğretir: “Allahım! Sen’den muhabbetini, Sen’i sevenlerin muhabbetini ve Sen’in sevgine ulaştıracak ameli talep ediyorum. Allahım! Sen’in muhabbetini bana nefsimden, ailemden, malımdan ve soğuk sudan daha sevgili kıl!” 
İsteklerimiz sadece dünyaya değil ahirete de taalluk etmelidir: “Ey Rabbimiz, bize dünyâda da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru.”
Bedenimiz için ne isteneceğini de O göstermiştir: “Ya Rab! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üstümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle; benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.”
Neye karşı teyakkuzda olmamız gerektiğini de: “Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!”
Ve şu fani hayatta nelerden sakınılacağını da: “Allah’ım! Bize, günahlarla aramıza mâni olacak kadar korkundan hisse nasip et!”, “Ey Rabbim! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan cimrilikten, eli kolu dökülür derecede takatsizlikten, kasvetten, gafletten, zilletten, azlıktan, meskenetten sana sığınırım. Fakirlikten, küfürden, fısktan, şekavetten, nifaktan, yaptığını insanların duyması ve övgüsü için yapmaktan, riyâdan Sana sığınırım. Sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten, cüzzamdan, abraslıktan ve kötü hastalıklardan Sana sığınırım.”

 

.................

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook