Karantina Değil İtikâf

0
Sayı: Mayıs 2020
Karantina Değil İtikâf

Kur’ân’da Allah Teâlâ bizleri şöyle uyarıyor: “Size bir musibet isabet ederse kendi nefsinizden bilin. Hasenat isabet ederse Rabbinizden bilin.” (Nisâ, 79) “Bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez.” (Enfal, 53)
Allah’ın kullarını imtihan etmesinin sebebi, onlara Kendi yakınlığını göstermeyi murâd etmesidir. Aşk acı, ıstırap ve imtihan gerektirir. En acı kaybımız, Allah bize verdiği imtihanı kaybetmektir. İmtihanı kaybetmemizin asıl sebebi; kalbimizde dünya sevgisini barındırmaktır. Her işe muhabbetle yaklaşmadığımız müddetçe şeytanı galip kılarız. Mesele yüreğimizde var olan sevgisinin yeniden canlanmasına gayret etmektir. 
Eğer bütün sıkıntılar âhiret odaklı olmazsa, hepsi boşa çekilmiş olurlar. Bedavaya sıkıntı çekmekten daha trajik, daha büyük bir kayıp olamaz.
Dünya sahnesindeki musibetlere baktığımızda, kulların tek kurtuluşu; şeytanın şerrinden Rabbü’l-alemîn’e sığınmak ve Muhammed Mustafa aleyhis-salât-ü-vesselâm’ın gemisine binmektir. Aşağının daha aşağısı olan “esfel-i safilîn“den kurtulmak, gözyaşları, pişmanlık ve vicdan azabıyla Yaratıcımıza sığınmakla olur. Amacımız lanetlenmiş şeytandan, dünyanın cazibesinden, bedenin ağırlığından, nefsin isteklerinden Allah’a sığınmak, Allah’tan korkmak ve O’nu sevmektir. Allah’ın affını, merhametini dilemektir. Allah rızası için yaşamak ve Allah rızası için sevmeye gayret etmektir.
Kulların mücevheri Muhammed Mustafa Efendimiz, aleyh-is-salât-ü-vesselâm, her dâim “âh” çekmiştir. En ağır mesûliyetlerin altında olmasına rağmen hiç ses etmemiştir. Bu ağır imtihanları ancak ubudiyet makamının nuru ile aşmak mümkündür. Fatiha’nın 4. âyetinde; “Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım dileriz”, kulluğu ispatın en yüce ifadesidir. Tek kurtuluşumuz Efendimiz, aleyhis-salât-ü-vesselâm’in, ardında bir saf tutarak ki; Fatihâ’sının; “İyyâke na’büdü ve iyyâke nestain” kısmında bedenî, kalbî, hissî ve zihnî bir fena hali yaşayabilelim. 
Tarih boyunca yaşanan musibetler tüm insanlığı bazı noktalarda birleştirmiştir. Günümüzde karşılaştığımız bu virüs de herkesi ilgilendirmekte. Bulaşan veya bulaşmayan herkes bu salgının tesiri altında kalmaktadır. İnsan ancak hakikat üzere birleşebilir. Bu birleşme ancak Efendimiz aleyhis-salât-ü-vesselâm’ın Ümmet-i Muhammed’e olan aşkından beslenir. Musibetler vesilesiyle tüm dünya aynı kederi paylaşmakta, birbirlerinin dertdaşı olmaktadır. Dünyaya yayılan virüsü yenmek ancak bütün ülkelerin birlikte çalışmasıyla mümkün olacaktır. Allah Rasûlü Efendimiz aleyhis-salât-ü-vesselâm; “Birlikte rahmet, ayrılıkta ise azap vardır” ikazında bulunmuştur. 
İçinde yaşadığımız bu günlerde Allah’a olan muhtaciyetimiz zirveye ulaşmıştır. Yeryüzüne felaketler yağmaktadır. Adaletsizlik, edepsizlikler ve çirkinlikler zirveye ulaşmış, zulüm ateşi her yeri sarmıştır. Sürekli kıyamet alametlerinin görüldüğüne şahit olmaktayız. Yeryüzünde yaşayan insanoğlu dünyanın akışını değiştiren korona virüsüyle mücadele içerisinde. Sanki Allah bize kıyamet gününün provasını yaşatıyor. Ancak Efendimiz aleyhis-salât-ü-vesselâm hadis-i şerifte; “Kıyâmet koparken sizden birinizin elinde bir hurma dalı bulunur da bunu kıyâmet kopmadan dikmeye gücü yeterse, mutlaka onu diksin, bırakmasın.” buyurmuştur. (Tecrid-i Sarîh Trc.VII, 124) Bu hadis-i şerif hem uyarıcı hem de aydınlatıcı sözlerden birisidir. Büyük felaketler ve musibetler karşısında Efendimiz aleyh-is-salât-ü-vesselâm’ın gösterdiği reçeteyi uygulamak tek çaremizdir. Kıyamet koparken dahi mü’min iyilikten hiçbir zaman geri durmaz, gayret ve mücadeleye devam eder. Bu ahlâk sahabe efendilerimizin hayatının ta kendisidir. En büyük musibetin içerisinde de olsalar hiçbir şey olmamış gibi kulluk vazifelerine devam etmişlerdir, çünkü Allah ve Rasûlü’nün sevgisiyle doludurlar.  

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook