Rıfkla Muamele

0
Sayı: Şubat 1993

Vefatlannm 9. sene-î devriyesinde, Muhterem Üstadımız Ramazanoğlu Mahmud Samî -kuddise sirruh-Hazretlerini rahmetle yadediyor bu vesile île bir Fatiha-i Şerîfe ve üç İhlas okuyarak ruhlarına hediye ediyoruz.



İslâm, mü'minlere dine ve dünyaya aid bütün işlerde taassub ve ifrat göstermeyerek tahammüllü olmayı emrediyor.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz halkı yirmi üçyıl dine davet etmişti... O Resül-i muhterem İslam'a hikmetle, beliğ mev'ızalarla, davette bulunmak, sonra münakaşa için en mu'tedil tarzı tutmak hususunda insanlar için en mütekamil bir nümüne-i imtisal (örnek) idi. Şefik idi, mahza rahmet idi.

Nebiy-yi Zişan sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:"Nefsim yed-i kudretinde olan Allah Teala Hazretlerine and olsun ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi kardeşçe sevmedikçe mümin sayılmazsınız. Aranızda matlub olan sevişmeyi te'min edecek bir şey vardır ki onu yaparsanız sevişirsiniz. O da aranızda selamı yaymaktır.

Ashab-ı kiram:

- Ya Resülallah! Biz hepimiz merhametliyiz, dediler.

Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem:

"Benim dediğim o merhamet her hangi birinizin hususi merhameti değildir. Ammeye olan merhamet ve sevgidir" buyurdu.

Kur'an-ı Kerim; Resül-i zîşan sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ne kadar tahammüllü bulunduklarını ve bütün işlerde ne büyük bir rıfk u incelik, nezaket, lütufkarlık ile hareket buyurduklarını bizlere gösterecek ilahî emirleri beyan etmektedir. Şöyle ki:

"İhtar et ki vazifen ancak ihtardır. Yoksa üzerlerinde mütehakkim değilsin" (Ğaşiye, 21-22)

"Ehl-i Kitab ile münakaşa ederken en güzel tarz hangisi ise ancak onunla münakaşa edin." (Ankebut, 46)

"Allah'ın yoluna hikmetle, bir de beliğ mev'ıza ile davette bulun ve kendileriyle münakaşa için en güzel yolu ihtiyar et. Senin Rabbin yok mu? Yolundan sapanı herkesden iyi bilir, doğru yolu tutanları da herkesden iyi bilir." (Nahl,125)

"Sizlere Kur'an'da şu emri indirmişti ki: Ayat-ı ilahiyeyi inkarettiklerini yahut eğlence yerine koyduklarını duydunuz mu? Başka bir söze dalmadıkça yanlarına oturmayın." (Nisa, 140)

"Nazarında hak zahir olduktan sonra hala peygambere muhalefetle müminlerin tuttuğu yoldan başkasına gidenleri bizler dünyada kendi haline bırakırız, ahirette de cehenneme koyarız." (Nisa, 115)

"Eğer siz hakiki mümin iseniz, Allah'dan korkun. Aranızı bulun. Cenab-ı Allah'a ve Resülüne itaat edin." (Enfal, 1)

"Ey müminler! Siz nasın noksanlarını aramayın ve herkesin hatasından bahsetmeyin. Bir kimsenin iffet, namus ve ahval-i hususiyesine tealluk eden şeylerde kendi zannınıza ittiba ederek teftişe, aybını aramağa kalkışmayın. Allah'ın setretmiş olduğu şeyler gizli kalsın." (Hucurat, 12)

"Ey iman edenler! Yalnız kendinize bakınız. Sizler doğru yolu tutmuşsanız dalalete düşen bir başkasının zararı size dokunmaz."     (Maide, 105)

"Şayed sana karşı gelirlerse, kendilerine ben sizin işlediklerin izden mes'ul değilim, dersin" (Şura, 148) buyurulmuştur.

Bu hitab-ı ilahî doğrudan doğruya ümmet-i Muhammed'e teveccüh etmektedir. Cenab-ı Rabbu'l-İzze hazretleri müslümanların dini vazifelerini bihakkın ifa etmelerini emrettiği gibi tefrika ve ihtilafa düşmelerini de şiddetle men ediyor. Zira Cenab-ı Hakk'ın teyid ve nusreti ayrı yaşayan ferdlere değil, birleşip kaynaşan topluluklaradır.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook