Cellale - Deli Dana

0
Sayı: Haziran 1996

İngiltere'de ortaya çıkan, hayvancılık sektörüne ağır bir darbe vuran ve dolayısıyla ülke ekonomisini felce uğratan ve aynı zamanda insan sağlığını tehdit eden Deli Dana hastalığı aktüel bir olay olarak başta Avrupa olmak üzere tüm dünya gündemini meşgul etmektedir.

Güncel bir konu olan Deli dana hastalığının ana nedeninin, hasta hayvan leşlerinin et-kemik gibi parçalarından, insan veya hayvan artıklarından yapılan yemin özellikle süt sığırlarına yedirilmesi olduğunun uzmanlarca belirtilmesi ile dikkatimizi, Asr-ı Saadetten beri teorik olarak bütün Hadis ve Fıkıh (İslâm Hukuku) kaynaklarında yer alan, eti sütü ve hatta binek olarak kullanılması yasaklanan, insan veya hayvan artık ve leşleri gibi necis şeylerle beslenen ve "Cellâle" denilen hasta hayvan olayına çekerek İslâmî yaklaşımın gündemine de girmiş olduğu kanaatindeyiz. İşte Cellâle ile Deli Dana arasındaki bu ortak hususlar bizi bu konuyu araştırmaya sevk etmiştir.

Binaenaleyh, veterinerlik, hukuk ve ahlâk gibi değişik boyutları bulunan bir konudur. Dolayısıyla, bu makâlemizde hastalığın mahiyeti, hastalığı taşıyan hayvanın cinsi, hastalığın nedeni, bulaşıcı olup olmayışı ve alınması gereken önlemler gibi hususlar, veterinerlik açısından ortaya konulacak, daha sonra İslâm literatüründe yer alan Cellâle denilen hayvan hastalığı ile ilgili hususlar, İslâm hukuku açısından araştırılacak ve bu iki hayvan hastalığı arasındaki benzer noktalar tesbit edilecek ve her ikisinin şer'î hükmü ve alınması gereken fıkhî tedbirler belirtilecektir. Umarız ki, Cellâle ile ilgili tesbitler, Deli Dana olayını aydınlatacak ve İslâm'ın evrenselliğini, zaman ve mekân ilerisinde çağlarüstü bir din olduğunu bir kez daha bütün dünyaya özellikle çağdaş batı âlemine gösterecektir. Şimdi bu plan doğrultusunda konuyu incelemeye çalışacağız.

1-Veteriner Hekimliği Işığında Deli Dana Olayı

Veteriner hekimliği açısından konu ile ilgili olarak ulaşabildiğimiz dökümanlar, Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Veteriner Odası ve Tıp Fakültesinin ilgili bilim adamlarının ortaya koydukları dökümanlardır. Bunlardan Prof. Dr. Nejat Aydın bu konuda şu açıklamayı yapmıştır.

"Sığırlarda sinirsel fonksiyonların bozulmasıyla karakterize olan Bovine Spongi-from Encephalopaty (BSE) "Sığırların "Süngerimsi Beyin Hastalığı" "Deli inek" veya "Deli Dana' hastalığı gibi adlarla tanımlanan bu hastalık, ilk olarak 1986 yılında İngiltere'de ortaya konulmuştur. O tarihten ben İngiltere'de sığır yetiştiriciliği yapılan çiftliklerde bu hastalıktan ileri gelen 10.000'ın üzerinde olay tesbit edilmiştir. Bu arada insan sağlığı yönünden tehlike arzeden hususlarda da birçok soru ve endişeler gündeme gelmiştir.

Henüz kesin olarak karakterize edilmemiş olan sığırların süngerimsi beyin hastalığının etkeni tartışmalı olup virüs benzeri yapıdadır. Ancak, virüslerden daha küçük ve farklı özellikler gösterdiği için buna Prion Virinos ve standart dışı virüs gibi adlar verilmiştir.

Prof. Dr. Nejat Aydın'a göre hastalığın muhtemel kaynağı, süngerimsi beyin hastalıklı sığırlardan elde edilen et-kemik unu gibi hayvansal orjinli proteinleri bileşiminde bulunduran konsantre rasyonlar düşünülmüş ve kullanımı sınırlandırılmıştır. Nitekim etçi sığırlara göre sütçü sığırlarda daha çok görülmektedir. Hastalık genellikle 2 yaşın üzerinde ve en fazla da 4-5 yaşlardaki hayvanlarda ortaya çıkmaktadır. Sığırların süngerimsi beyin hastalığı olgularının çoğu Friesian/ Holstein ırkı sütçü ineklerde görülürken, boğalarda çok nadirdir. Hastalık deneysel olarak çeşitli deney hayvanlarına bulaştırılabilmiştir.

Ortalama 2-10 yıl arasında değişen bir kuluçka süresinden sonra klinik belirtiler çok sinsice ortaya çıkmaktadır. Klinik belirtilerinin görülmesinden bir süre sonra (2 hafta-4 ay) hastalık ya ölümle sonuçlanır veya zayıflık, süt veriminin düşmesi ya da felç olma gibi umutsuz olgular şekline de dönüşebilir. Bu hastalığa yakalanmış hayvanların otopsisinde beyin ve omurilik dışındaki diğer organlarda hiç bir patalojik değişiklik görülmemiştir. Ancak, beyin gri maddesi, meuron ve sinir hücrelerinin simetrik olarak boşluk oluşumu ile karakterize olan dejeneratif bozukluklar dikkat çeker.

Sayın Aydın'a göre bu hastalığın sağaltımı (iyileştirilmesi) da mümkün değildir .Hastalığa yakalanan hayvanlar derhal sürüden ayrılarak kesime gönderilirler. Bu nedenle koruma ve kontrol önlemlerine ağırlık verilmiştir. Nitekim İngiltere'de hastalığın yayılışı ve etkeni belli olur olmaz 21/06/1988 tarihinden itibaren şüpheli ve pozitif olguların tümünde hayvanların yakılarak veya gömülerek imhası kararlaştırılmış ve 18 temmuz 1984'den itibaren sığır, koyun, keçi gibi çift tırnaklılarla daha sonradan kanatlılar da dahil olmak üzere tüm evcil hayvanların yemlerine katılan et-kemik unu gibi çift tırnaklılardan elde edilen proteinlerin bileşiminde bulunduğu konsatre yemlerin hayvanlara verilmesi yasaklanmıştır.

1989 yılından beri diğer ülkelere canlı hayvan ihracatı durdurulmuştur .Ayrıca, insan sağlığı yönünden risk durumu da dikkate alınarak Crduetzfeld-Jakop hastalığı ile ilişki üzerinde incelemeler yapılmıştır. Sığırların süngerimsi beyin hastalığından bulaşma spektrumu oldukça geniş bulunduğu için hastalığın insanlara bulaşmasındaki potansiyel risk net olarak ekarte edilmemiştir. Bu nedenle, hayvan veya et ithali söz konusu olduğundan çok dikkatli davranılması gerektiği unutulmamalıdır1

Kayseri Veteriner Odası Başkanı Veteriner Hekim Tahsin Keleş de özetle şunu ifade etmiştir:

Veteriner hekimlikte "sığırlarda süngerimsi beyin hastalığı" denilen Deli Dana hastalığı, süt sığırcılığında % 45'lerde, besi sığırcılığında % 4 olarak belirlenmiştir. İlk klinik belirtileri, etken, hayvanın sinir sistemine yerleştiği için, sinirsel bozukluklar ve dolayısıyla, çevreye karşı duyarlılığın fazlalaşması, ürkek olması, artan saldırı isteği ve ışığa karşı duyarlı olmak gibi belirtilerdir. Daha sonra hayvan hemen yere düşer, başını sağa sola çarpar, ön ayakları ile yeri kazar, devamlı, dişlerini gıcırdatır, ayaklarını açar, başını yere eğer ve belini büker. Süt sığırları sağım anında huzursuzluk yapar, tekme atar boğazalı dişilere karşı ilgisizdir.

Teşhis, klinik belirtilerle ve histopatolojik muayene ile konulur. Ancak, tedavisi kesinlikle yoktur. Dolayısıyla yakalanan hayvan derhal imha edilmeli ve gıda tüketiminde kesinlikle kullanılmamalıdır insanlara bulaştığı hakkında kesin bilgi yoktur Ancak, çok tehlikeli bir hastalık olduğu için insan sağlığı açısından önlem alınması gerekir.

Türkiye'ye hastalığın taşınma riski az olmasına rağmen girmesi muhtemeldir. Zira hastalığın kuluçka suresinin çok uzun olması, anneden yavruya bulaşmasının aydınlanmamış olması, özellikle yasa dışı ithalatın olabilirliği düşünüldüğünde gelecek için halkımızın sağlığı açısından ilgili kuruluşların konuyu çok iyi irdelemeleri ve değerlendirmeleri gerekmektedir. Ayrıca yemlerin bileşimine girebilecek et-kemik unu gibi proteinlerde kullanılmasında gerekli önlemlerin alınmasında yarar görülmektedir.2

Ayrıca, Tıp Fakültesinden Dr. Bilgehan Aygen* de, konu ile ilgili olarak özetle şu açıklamada bulunmuştur:

Bu hastalığın hayvanlardan insanlara geçip geçmediği tam olarak bilinmemekle beraber geçme tehlikesinin olabileceği mümkündür. Özellikle Creutzfeld-Jakop (CJH) hastalığı ve Kuru'nun kesin olmamakla beraber scropıe ile infekte hayvanların etlerinin yenmesi sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir.3 Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre 1986'dan 1995'e kadar İngiltere'de 150.000 inek sığır süngerimsi ensefaloopatisi (deli dana hastalığı)ndan ölmüşlerdir.4

II. İslâm Hukuku Işığında Cellâle Hayvanı

Deli Dana hastalığının, AİDS ve domuzdan bulaşan trichuras hastalığı gibi İslâm coğrafyasında değil de tıpkı müslüman olmayan bir coğrafyada doğuşu calib-i dikkat bir hadisedir. Deli dana hastalığının, AİDS hastalığı gibi İslâm coğrafyasında dışardan bulaşma yolu dışında, kolayca yer ve ortam bulamayacağını düşünüyoruz. Çünkü İslâmiyet, kendi fert ve cemiyetinin maddi ve manevi sağlığını değişmez hakikat esasına dayanan inanç, fazilet prensiplerine dayanan ahlâk ve fıtrat ilkelerine dayanan hukuk sistemiyle korumaktadır.İslâm, insan haklarına gösterdiği saygıyı hayvan haklarına da göstermiştir. Başka bir ifade ile İslâm, insan haklarını evrensel ve objektif ilke ve prensiplerle tanzim ederek hukuki müeyyidelerle teminat altına aldığı gibi, hayvan haklarını da genel ilke ve esaslarla düzenleyerek hukuki teminat altına almıştır.

İşte, bu başlık altında deli Dana hastalığı olayına ışık tutacak ve hatta çözüm yolu gösterecek İslâm Dininin konu ile ilgili üstün hukuk ilkelerini "Cellâle" kavramı çerçevesinde ortaya koymaya çalışacağız.

A. Cellâle'nin Tanımı ve Kapsamı

Cellâle, arapça bir kelime olup insan ve hayvan pisliği anlamına gelen"cellet" kökünden üretilen ve İslâm terminolojisine göre, murdar hayvanların leşleri gibi necis hayvansal besinleri sürekli olarak (cife) yiyen ve dolayısıyla kokuşan5 veya insan ve hayvan artıkları ile diğer zatı necis olan yiyecekleri sade veya karışık olarak yemekle6 yahut herhangi bir çeşit necis yemle7 veyahut sadece insan artıklarını yemekle8 beslenen ve dolayısıyla kokan deve, sığır, koyun, keçi gibi eti yenen dört ayaklı evcil hayvanlarla tavuk, horoz ve kaz gibi kanatlı evcil hayvanlara denilmektedir. "

İslâm Hukuk ekollerinin bütün bilginleri, kanatlı hayvanların da Cellâle kapsamına girdiğini ifade ederek çok az bir farkla bu tanım üzerinde ittifak ettikleri halde Zahiri ekolden ibn Hazm, kanatlı hayvanların Cellâle kapsamına girmediği görüşünü savunmuştur."'

B. Cellâle'nin Tesbit Yöntemi

Bir hayvanın Cellâle olup olmayışının tesbitinde temel görev şüphesiz ki, veterinerlik bilim dalı ve dolayısıyla veteriner hakimlerindir. Ancak, İslâm hukukçuları bu tesbitte farklı bazı kriterleri ortaya koymuşlardır. Hanefi ve Şafii ekollerine göre ölçü, eti yenen evcil bir hayvanın, çoğunlukla hayvansal et ürünleriyle" veya mutlak necis yemlerle'2 beslenerek kokmasıdır."

Hanbeli ekolu ile bazı Hanefi ve Şafii hukukçularına göre, ölçü, necis yemin oranıdır. Şöyle ki, necis yemin oranı çoğunlukta ise o hayvan Cellâle değildir. '4

Ancak, Nevevi ve Rafii gibi bazı hukukçular, konuyu değerlendirirken tesbit ölçüsü olarak necis yemin miktarı değil, necis yemle beslenen hayvan etinin veya sütünün tadının, kokusunun veya renginin bozulup koktuğunu veya bozulmayıp kokmadığını ölçü almak en doğru kıstas ve en belirgin işarettir, demişlerdir. '5

C. Cellâle'nin Şer'î Delili ve Hükmü

Cellâle'nin hükmünü ortaya koyan ayet ve hadislerdir.İçtihadı ekoller de aynı nasslar ışığında Cellâle'nin tanımını ve değerlendirmesini yapmışlardır. Şimdi, önce Cellâle ile ilgili nassları sonra da Hukuki ekollerin içtihatlarını araştırıp ortaya koyacağız.

1-Cellâle'nin Şer'î delilleri

a)-Kur'an'ı Kerim ayetleri

aa)... " O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri (Tayyibâtı) helâl, pis şeyleri (Habisâtı) haram kılar... " 6

ab) "Sana, kendilerine neyin helâl kılındığını soruyorlar, deki: 'Size temiz olanlar helâl kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın... "

ac) "Bugün, size temiz olanlar helâl kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helâl, sizin yemeğiniz de onlara helâldir..."

ad) "Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış başka bir hayvan tarafında süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanlar, dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı, bunlar fasıllıktır..."

Yukarıdaki a-c ayetlerden anlaşıldığına göre, İslâm Dini, insanlara sadece temiz ve zararsız olan yiyecek ve içecekleri (tayyibâtı) helâl, pis olan yiyecek ve içecekleri (habisâtı) de normal şartlarda haram kılmıştır.

Binaenaleyh, insan sağlığını tehdit eden Cellâle ve deli dana hayvanları, pis ve necis besin ve yemlerle beslendiğinden dolayı kendi etleri, sütleri yumurtaları, derileri, tüyleri, yünleri ve hatta karınlarındaki yavruları da necis ve dolayısıyla zararlı olmuştur. Bu nitelikteki hayvanların ürünleri temiz ve zararsız yiyecek maddesi kapsamına giremezler.

b- Sünnet Kaynaklarından Hadisler

ba) İbn Ömer'in rivâyet ettiğine göre, Hz Peygamber (s.a), Cellâle'nin etinin yenmesini ve sütünün içilmesini yasakladı. (nehyetti)20

Bu hadis, Nesai ve Darimi dışında, diğer Sünen sahipleri tarafından kendi.Sünen kitaplarında nakledilmiş ve Tirmizi tarafından da Hasen olarak değerlendirilmiştir.2 Ebu Davud'un naklettiği diğer bir rivâyette, Hz Peygamber (s.a), Cellâle'nin sütünün içilmesini de ve (çıplak olarak) binilmesini de yasakladı' denilmektedir22.

bb) İbn Abbas'ın rivâyet ettiğine göre de, Hz Peygamber (s.a), Cellâle'nin sütünün içilmesini yasakladı (neh yetti)23. Bu hadis de İbn Mace dışında diğer Sünen sahipleri tarafından nakledilmiş ve Tirmizi tarafından da Sahih olarak değerlendirilmiştir.

be) Amr b Şuayb'ın kendi babasından veya dedesinden rivâyet ettiğine göre, Hz Muhammed (s a), Hayber gününde, evcil merkep (binek) hayvanlarının etleri ile Cellâlenin etinin yenilmesini ve ona binilmesini nehyetti (menetti)24

bd) İbn Abbas'ın rivâyetine göre, Hz Peygamber (s.a), "bütün köpek dişli yırtıcı hayvanlar ile yırtıcı pençeli kuşların etlerinin yenmesini yasakladı."25

Bu hadisde geçen köpek dişli yırtıcı hayvanlardan maksat, dişleriyle başkalarını kapıp parçalayan ve kendilerini dişleriyle savunan saldırgan hayvanlardır. Bunlar, kurt, ayı, köpek, arslan, kaplan, pars, maymun, sırtlan, kedi, fil, domuz ve gelincik gibi hayvanlardır.

Keza, yırtıcı pençeli kanatlılar ise, bunlar da tırnaklarıyla kapıp avlayan ve tırmalayan kuşlardır. Bunlar da, kartal, çaylak, alaca karga, yarasa, atmaca ve şahin gibi kuşlardır.Bu her iki tür hayvanların da etlerini yemek haram kılınmıştır.

Şu halde, Sünen Hadis külliyatında yer alan yukarıdaki hadislerden ba-bc hadisleri açıkça Cellâlenin etinin, sütünün ve derisinin pis olduğunu ve yasaklandığını ifade ederken, cd hadisi de yırtıcı dişli ve yırtıcı pençeli hayvanların da etlerinin haram olduğunu ifade etmektedir. Çünkü, bu hayvanlar da sürekli olarak hayvan veya insan leşleri ile diğer artıklarıyla beslenmektedirler. Bunlar, sanki tabii Cellâle hayvanlardır. Müctehitler de, Cellâlenin tüyünü, yününün ve hatta yavrusunu da hadislerde geçen et, süt ve derisine kıyaslamışlardır.

Gelecek Sayı: "Cellâle'nin Şer'î Hükmü


Dipnotları: 1) Aydın, Nejat, "Deli Dana Hastalığı" Kayseri'de Sağlığın Penceresinden Dergisi, Mayıs 1996, Yıl- 1, S 1, s 19-21 , 2) Tahsin Keleş, "Deli Dana Hastalığı" a.g Dergi, aynı sayıda, ss-19-21 , 3) Aygen, Bilgehan, "Deli Dana Hastalığı" ağ Dergi, aynı sayıda, Sayı 1,21 , 4) a g m , 5) Serahsi, el-Mebsut, Xl/255, Kasanı Bedaiu's-Sanai, V/39-40 , 6) Şirazi, el Muhazzeb, (Mecmu ile birlikte) IX/28, Nevevi, Ravzatu'Talibin, II/44-545, ibn Hacer,, Tuhfetu'l Muhtaç, IX/385, Şirini, Muğni'l-Muhtaç, IV/304, Yusuf el Erdebili, el-Envar, II/384 , 7) İbn Kudame, el-Muğni, Xl/72-73 , 8) el-Muhakkıku'l-Hılli, Şeraıu'1-İslâm, IV/49, İbn Hazm, el-Muhalla, Vl/85 , 9) Şirazi, el-Muhazzeb, (Mecmu ile birlikte) IX/28, Nevevi, Ravzatu Talibin, 11/544-545, İbn Kudame, el Muğni, Xl/72-73, ibn Hacer-Tuhfetu'l-Muhtaç, IX/385, Şirbini, Muğni'l Muhtaç, IV/304, Yusuf el-Erdebili, el-Envar, 11/384, İbn Hazm, el-Muhalla, Vl/85, el-Muhakkiku'l Hılli, Şeraıu'1-İslâm, IV/49 , 10) İbn Hazm, el-Muhalla, Vl/85 , 11) Serahsi, el-Mebsut, Xl/255, Nevevi, Ravzat'u-Talibin, II/544-545, 12) Kasanı, Bedaiu's Sanai, V/39-40, 13) Nevevi, Ravzat'u-Talibin, II/544 545 , Serahsi, el Mebsut, Xl/255, Kasani Bedaiu's-Sanai, V/40 , 14) İbn Kudame, el-Muğni, Xl)73, Nevevi, Ravzat'u-Talibin, II/544-545 , Serahsi, el-Mebsut, Xl/255, Kasanı, Bedaiu's-Sanai, V/40 , 15) Nevevi, Ravtat'u Talibin, II/545 , 16) Kur'an Kerim 7/157 , 17) Kur'an-Kerim 5/4 , 18) Kur'an Kerim 5/5 , 19) Kur'an Kerim 5/3 , 20) Ebu Davud, Atime, 23, Tirmizi, Atime, 24, ibn Mace, Zebaih, 11, Şevkani, Vlll/292 , 21) Şevkani, Vlll/292 , 22) Ebu Davud, Atime, 23, ibn Mace, Zebaih, 11, Şevkani, Vlll/292 , 24) Nesai, Adahi, 41 , 25) Müslim, Sayd, 15, 16, Ebu Davud, Atime, 32, Tirmizi, Sayd, 11, Nesai, Sayd, 86, ibn Mace, Sayd, 13, Nesai, Sayd, 86, Darerni, Adahi, 18, Muvatta, Sayd, 13, ibn Hanbel, 1/244,

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook