Kendimizi Keşfe Doğru Zehirli Duygular HASED - KISKANÇLIK

0
Sayı: Kasım 2002

Yûsuflar çirkinlerin hasetlerinden, kıskançlıklarından gizlenirler. Güzeller de düşman şerrinden âdetâ ateş içinde yaşarlar. Yusûflar kardeşlerinin hilesi yüzünden kuyu içindedirler. Çünkü o kardeşler haset yüzünden Yûsuf’’u kurtlara verirler. Haset yüzünden Mısır Yûsuf’unun başına neler geldi? Haset insanların kalbinde pusuya yatmış iri bir kurt gibidir. Çok yumuşak huylu olan Yâkup (a.s.) bu haset kurdundan ötürü Yûsuf’un üstüne titrerdi. Zâhirî, gözle görülen kurt, Yûsuf’un etrafında dönüp dolaşmadı, fakat kardeşlerinin hasedi, yaptıkları kötülükler ve vicdansızlıklarla kurtları da geçti. Bu haset kurdu Yûsuf’u parçaladı da; "Biz onu elbiselerimizin yanına bırakmış gitmiştik. Onu kurt kapmış." diye kardeşleri tatlı sözlerle özür dilediler. Yüz binlerce kurtta bu hile, bu düzen yoktur. Bu haset kurdu, sonunda rüsvâ olacaktır. Sen sabret. Herkesin kötülüğünün cezâsını göreceği kıyâmet gününde, hasetçiler şüphe yok ki kurt şeklinde haşredileceklerdir. Mesnevi; Şefik Can, Konularına Göre Mesnevi Tercümesi, Ötüken Neşriyat, 1. ve 2, cilt, İstanbul, sh 373. Beyit 1405 ,1410.

 

Mevlana

Haset; kıskançlık, kendinde olmayan bir şeye aşırı istek duyma ve beraberinde ona sahip olanın da elinden gitmesini isteme, katlanamama duygusudur. Ayrıca, sevilen bir insan ya da eşyadan mahrum kalma ve ayrı düşme korkusu da bir tür kıskançlık olarak değerlendirilir.

Fıtri bir duygu olan haset, başkalarının bizden daha üstün olduğu kuruntusuna kapıldığımızda veya başkalarından üstün ve güçlü olma isteğiyle beraber ortaya çıkar. Bir insanın idealleri yani hayatta en fazla değer verdiği şeyleri ile şimdiki konumu arasındaki fark kişinin üzerinde öyle bir baskı kurar ki o kimse artık kendini yetersiz görmeye başlar. Bu da o kimsede büyük bir hırs, öfke ve kin uyandırır. Tabi bunlarla beraber kendisinde olmayan bu şeyin karşısındakinden de gitmesi isteğini duyar. Bu da haset ettiği kimseden intikam alma isteği doğurur. Hepsinden de kötüsü hasetçi kimse kendini yiyip bitirir. Şiddetli bir inatçılık hastalığına tutulur. Yalnız başkalarına zarar vermekle kalmaz kendisi de huzursuz olur. Zehirli Duyguların en önemlilerinden biri olan Haset, işte kalbi böyle zehirler. 

Kıskançlık sebepleri arasında, adaletsizlik ve haksızlıklar da etkili olmaktadır. Kibir, üstün olma isteği, düşmanlık, menfaat kaygısı veya menfaat çatışması, dünyaya aşırı ilgi haset duygusuna zemin hazırlayan diğer unsurlardır.

Kıskançlık bir kalp hastalığıdır. Tedavi edilmesi gereken bir kalp hastalığı. Zira en ufak bir şey karşısında çabuk sıkıntıya düşmeye meyyal bir mayaya sahip olan insan için, bu hastalığa duçâr olmak büyük bir tehlikedir. Yüce Allah, “Kıskandığı vakit, kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım (De!)” ( Felak, 5) buyurarak, kıskançlığın ahlaki bir kusur olduğunu etkili bir dille vurgular. Haset, Peygamber Efendimiz tarafından da kötülenmiştir.  Efendimiz, imanla Hasedin kulun kalbinde bir arada bulunamayacağını haber vermiştir. (Nesai, Cihad 8) Başka bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz, ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir.” (Ebu Davud, Edeb 44;; İbni Mace, Zühd 22)

Haset, kalbî bir hastalık olmaktan çıkarılıp başarılara merdiven olabilecek, olan <> duygusuna da dönüşebilir. Gıbta, kişinin, bir başkasının sahip olduğu iyilik ve güzelliklere, nimet ve faziletlere kendisinin de sahip olmasını istemesidir. Fakat bunda başkasının helak olmasını veya o şeyin sahibinde bulunmamasını istemek söz konusu değildir.

Hepimiz bir takım şeylere sahip olabilirken bir çok şeylerden de mahrum olabiliriz. Fakat bu bizi asla yıldırmamalı, rahatsız etmemelidir. Başarıyı ve huzuru yakalamış insanların vasfı bu olmalıdır. Bilakis sahip olamadığımız şeyler başarma duygumuzu kamçılamalıdır.

Günlük hayatın en sık rastlanılan duygularından olan kıskançlık yüksek boyutlara ulaştığında felaketlerle sonuçlanan bir duygu halini alır. Evliliklerin yıkılmasına, işlerin aksamasına, kişisel motivasyonun ve gurup motivasyonunun düşmesine sebep olması bu zararlardan sadece bir kaçıdır.

İstanbul'da yapılan Davranış ve Bilişsel Terapiler Kongresi'nde bir bildiri sunan Harward Tıp Fakültesi'nden Prof. Frank Pattilio, kıskançlığın doğuştan gelen değil, sonradan öğrenilen bir duygu olduğunu söyleyerek, "Kıskançlığın temelinde özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusu yatar. Kendini dışlanmış hissetme duygusu ise tetikler. Kıskançlık bazı insanlar tarafından aptalca bir duygu olarak değerlendirilebilir. Yanlış! Bu bir hastalık değildir, davranış bozukluğudur. Fakat hastalığa neden olabilir. İleri boyutlardaki kıskançlık depresyonu ortaya çıkarır. Depresyon da mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Çünkü kıskanç olan kişi çok stresli bir yaşam sürmektedir." demektedir.

Bunlarla beraber kıskançlık kişilerin güvensizlikleri nedeniyle olaylarla baş edemedikleri zaman kullandıkları veya aşağılık kompleksine karşı geliştirdikleri bir savunma mekanizmasıdır. Herkes hayatının bir döneminde bu tür duygular yaşar. Önemli olan bu duygunun yaşandığı esnada kendimizi iyi gözlemleyerek fiziksel ve psikolojik olarak kıskançlığa ne tepki verdiğimizi anlamak ve kendimizi bu veriler ışığında eğitmeye çalışmaktır. Kıskançlığın yegane tedavisi bu yöntemle başlar ve gelişir. Kişinin basit kıskançlıklarla kendi kendine mücadele edebileceğini ve tedavi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Pattilio, bunun için davranışçı terapilerin kullanılabileceğini belirterek, "Biz bize başvuran kişiye kıskançlık hissettiği andaki düşüncelerini incelemesini ve ifade ettiği duygunun ardında yatan iç konuşmaları yakalamasını, kıskançlık duygusundan önce gelen duyguyu ortaya çıkarmasını isteriz.Yapmaya çalıştığımız şey, düşünceleri parçalara ayırıp, ayrı ayrı değerlendirmelerini sağlamak ve rasyonel (gerçek) olmadıklarını fark ettirmeye çalışmaktır. Bunu kişiler günlük yaşamlarında kendi kendilerine de uygulayabilirler." Diye açıklamaktadır. Basit kıskançlıkların tedavi edilebildiğini ancak şiddetli kıskançlıkların tamamen ortadan kaldırılamadığını söyleyen Prof. Dr. Pattilio, "Sadece, şiddetli kıskançlıklarla baş etmeyi öğretebiliyoruz." diyor.

Bir kimse Hasan-ı Basri’ye “ Mü’min haset eder mi?” diye sordu. “Yakup  Peygamber’in oğullarının Yusuf’a neler yaptıklarını unuttun mu? Fakat mü’minin kalbinde meydana gelen haset hastalığını, güzel muamele ile çıkarıp atarsan zarar etmez”  İmam Gazali, Kimya-yı Saadet, Çile Yayınları, Çeviri, İstanbul, Sh 409..

Ebu Derda (R.A) diyor ki: “Ölümü hatırlamaktan geri kalmayan kimsede ne neşe olur, ne de haset!” Age, Sh 409.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook