Nasıl Sahâbe Oldular?

0
Sayı: Haziran 2012

Peygamberimiz Aleyhisselâm’ın hayatını, en ince ayrıntısına kadar bilmek, daha doğrusu O’nu çok yakından tanımak her Müslüman’ın en büyük arzusudur. Aynı zamanda da, O’nun sevgili arkadaşlarını, yani Sahâbe-i Kirâm’ı tanımak da öyle. Peygamberimiz’in hayatı Ashâbı ile, Ashâb’ın hayatı da Peygamberimiz ile iç içe yaşanmış bir birlikteliktir.

Asr-ı Saadet’te meydana gelen olayları, mümkün mertebe hiçbir ayrıntıyı ihmal etmeden araştırmak, o güzîde insanlarla, ciddi anlamda bağlantı kurmanın en kolay yoludur. Kur’ân ve Sünnet, o yüce şahsiyetlerin hayatlarında şekil bulmuştur.

Ashâb-ı Kirâm’ın her biri, sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlık için başlı başına birer modeldir. Her zaman ve her yerde konuşmaları, davranışları, günlük yaşayışları model ve örneklerle doludur.

Adıyla sanıyla Sahâbe’dir onlar; Sahâbe… Kapkara bir zihniyetin, karanlık insanları arasında; aydınlık savaşı veren aydın insanlar; Ashâb!

Peygamberimiz Aleyhisselâm’ı gören, O’na inanan, o îmân ile yaşayan, O’na gönül veren, O’nu kendisine örnek ve önder edinen, nihayetinde o îmân ile son nefesini veren gönül erleri; Ashâb!1

“Malım-mülküm, annem-babam, çoluk-çocuğum, canım-kanım, her şeyim sana feda olsun yâ Rasûlallah!” diyerek, canlarını, O Can’a, seve seve feda eden canlar; Ashâb!2

İslâm güneşi ile karanlıklar aydınlığa, başıboşluk düzene, güçsüzlük kuvvete dönüştü. Her türlü zilletten, en üst düzeyde azamete çıkıldı. Cehaletin kırıp geçirdiği yerlerde, fazilet ve insanlık fışkırmaya başladı. Böylece bütün insanlığa en hayırlı bir miras bırakmış oldular. Onların böylesine kısa bir zaman dilimi içine, bunca şeyleri nasıl sığdırdıklarını çok iyi düşünüp, derinlemesine tahlil etmemiz gerekmektedir.

İslâm’ın, Kur’ân ve Sünnet’in doğru bir şekilde anlaşılması için, Sahâbe-i Kirâm’a bakmak lâzım. Sahâbe-i Kirâm hazretlerini tanımak, onları tanıyarak en doğru yoldan Peygamberimiz Aleyhisselâm’a biraz daha yaklaşmak… Hz. Peygamber’e yaklaşıldığı zaman Allahu Teâlâ hazretlerine yaklaşmak… Allah’a yaklaşıldığı zaman da, O’nun rızasına ermek gibi bir güzelliğin ve bir özelliğin sahibi oluruz inşallah…

Allah ve Rasûlü’ne îmân ile yeniden doğan Sahâbe, insanlık tarihinin en önde gelen örnekleri oldular. Örnekler Örneği’ni en güzel bir şekilde temsil ettiler. Başlarına gelmedik şey kalmadığı halde, tökezlemeden büyük bir fedakârlık örneği sergileyerek sebat ettiler.

İşte biz de Sahâbe-i Kirâm’ı tanımak, bilmek ve sevmek durumundayız. O canlara can atmak durumundayız. Öyle ki, onlar bizden birer parça olmalılar! Hısım-akrabamızdan çok daha iyi tanımalıyız onları.

Dipnotlar: 1) İbn Hacer el-Askalânî, el-İsâbe fî Temyîzi’s-Sahâbe, c. 1, s. 7-8, c. 3, s. 298-300; İbn Abdilber, el-İsti’âb fî Ma’rifeti’l-Ashâb (İsâbe Kenarında), c. 1, s. 9-18; İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, c.3-7, s. 5; Aliyyü’l-Kârî, Şerh-u Nuzheti’n-Nazar, s. 177, 578; Suyûtî, Tedrîb, c. 2, s. 181; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe, c. 4, s. 482-483; Irakî, Fethu’l-Muğîs, s. 336; Aynî, Umde, c. 16, s. 169; A.M.Şakir, el-Bais, s. 176. 2) Buhârî, Fezâîlu’l-Ashâb 5; Müslim, Fezâîlu’s-Sahâbe, 221; Tirmizî, Menâkıb, 58; İbn Hanbel, Müsned, c. 3, s. 11, 54.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook