Mide Deyip Geçmeyin

0
Sayı: Kasım 2019
Mide Deyip Geçmeyin

Sanayi devrimi asırlık gelişiminde yeni bir aşamaya geldi, kol gücünü azaltıp makinelerle donattığı tesislerde artık insanın muhakemesini de kullanmayıp işleri yapay zekâya havale etmeye hazırlanıyor. Yapay zekâ; belli girdileri algılayacak, doğru seçenekleri kullanıp ideal ürünü daha çabuk ve daha düşük hatayla üretecek. 
Benim anladığım; mesela beş ayrı çeşit kereste ve bir miktar kumaş fabrikanın ön bahçesine bırakılacak, en güzelinden, barok üslubuna uygun, oymalı, süslemeli salon takımı arka kapıdan hazır çıkacak.
Yok, o kadar bu dünyada mümkün değil diyenlere tavsiyemiz, dünyaya geldikleri günden bugüne aralıksız çalışan “Sindirim Sistemi” denilen entegre tesise bakmalarıdır. Aradaki ilişki şöyle; 
Ağzımızdan giren temel gıda grupları;
Protein, yağ, karbonhidrat, vitaminler, su ve diğerleri…
Bunların hiçbirini saf olarak almıyorsunuz. 
3-5 çeşit sebze, et, tereyağı içeren mükellef bir yahniden bahsetmeyelim. En basiti, pirinç pilavını çözümlemeye çalışalım.
Pirinç; oldukça zengin karbonhidrat kaynağıdır, çok iyi enerji verir. Birçok hayati işlevi olan B vitaminlerinin de iyi bir kaynağıdır.
Tereyağı… Yağların en önemli özelliği gram başına çok fazla enerji vermesidir. Ama iş bu kadar değil, en karmaşık yapılar olan sinir hücrelerine varıncaya kadar birçok yerde hayati yapıtaşıdır.
İçine katılan şehriye en zengin vitaminlere sahip tahıl grubundandır.
Önünde yenecek mercimek çorbası, üstüne konacak et ya da nohut, eşlik eden ayran desek derginin tamamı dolar ama hepimiz biliriz ki; bu bahsettiklerimiz, memleketimizde orta karar bir akşam yemeğini ifade eder.
Bunların yanında memleketinizden gelen içine en az 10 çeşit gıda maddesi giren tarhana çorbası, ya da aşure tatlısını hesab edin.
Temel gıdalar 4-5 çeşit. Vitaminler; adı konmuş 20 tane. Mineral, eser element saymakla bitmez.
Siz yiyorsunuz, yapay zekânın hayal bile edemeyeceği kadar farklı besin, sindirim kanalında tanınıyor ayrıştırılıyor, sindiriliyor kullanıma hazır hale getirilip nakliyeciye yüklenip ilgili organa gönderiliyor.
Bu kadar çeşit hammadde ile ortaya çıkan; salonunuz için koltuk takımı değil, fiziği, ruhu, zekâsı, düşüncesi, kas gücüyle dünyayı üreten insan…
Mide, dışarıdan bakıldığında bu zincirin en basit halkasıdır. Girişte mükemmel bir valf (kapak) mekanizması, çıkışta çok fonksiyonel bir düğüme sahiptir. İkisi de geçişe izin verir, dönüşe izin vermez olarak planlanmıştır. Bu iki mükemmel bariyer arasında mideyi doldur/boşalt yapan bir kese zannettiyseniz çok yanıldınız. Mide sahip olduğu kaslarla desteklenmiş duvar yapısı ile önce gelen gıdaları fiziksel olarak karıştırarak sindirime hazırlar. Bu arada sürekli yaptığı ölçümlerle kimin ne kadar midede kalacağına karar verir, yağlılar daha uzun süre işlem görür mesela. Girişteki valf mekanizması kötü kullanım sonucunda yetersiz hale gelirse mide içeriği yukarıya doğru çıkar. Yeni doğanlarda itibaren görülen reflüden bahsediyoruz. 
Peki bir parça mide içeriği yemek borusuna kaçsa ne olur?
1 haftalık bebekte kusma, aylarca kilo alamama, geçmeyen öksürük nöbetleri oluşur. Daha büyüklerde geç tanı konulur ya da yeterli tedavi edilmezse maalesef kansere kadar giden bir yol açılır. Alt tarafı midenin giriş kapağını oluşturan 2 cm’lik kas parçası çalışmadı. Çıkıştaki düğüm de bazen yeni doğanlarda olması gerekenden dar olur; bu, haftalar içinde acil ameliyat gerektirir. Ama daha sık görülen yine uygunsuz beslenme sonucu buranın gevşemesidir; mide de yeteri kadar işlem görmemiş gıdanın geçişi duodenum (on iki parmak bağırsağı) ülserine yol açar.
Bu fiziksel işlere göre daha karmaşık olan kimyasal sindirimdir. İçindeki mide öz suyunun pH değeri (asitlik derecesi) yaklaşık 1,5’tur. Çok kuvvetli, neredeyse tuz ruhu kadar asitli bu ortamda limon (pH: 2,5) oldukça basit bir sıvı kalır. Mide asidi mermer mutfak tezgâhında aşınma sonucu renk değişikliği yapabiliyor diyelim, salınan sıvının ne kadar yakıcı/eritici olduğunu siz anlayın.
Mide dediğiniz basit bir kas yapısı, bu asitle karşılaştığında ne olur? Erir, delinir demek bile az gelir, yok olur neredeyse. Ama bir ömür boyu aralıksız yiyorsunuz salınan asit her şeyi eritip sindirime hazır hale getiriyor ama kendine zarar vermiyor. Çünkü o kadar akıllı ki bazı hücreler mide içindeki gıdalara asit gönderip yakarken yüzeyel mukoza hücreleri de mukus ve bikarbonat salgılayıp mideyi koruyor. 
Kim, ne zaman, ne kadar asit ya da karbonat salgılayacak? Midenin antrum denilen kısmından salgılanan gastrin hormonu kontrolündedir. Ne gerekiyorsa ve ne kadar gerekiyorsa… Peki, buna kim karar verecek? vücutta bir trilyon kadar bulunan içlerinde beyin olmayan hücreler. Neye göre? Ortama göre; anlık ölçümlerle tam kararında asidite sağlanacak, ne besinler bekletilip çürütülecek ne de yanlışlıkla mide yakılacak.
Ne zamanki insan müdahale ediyor; aşırı miktarda ve sıcak çay ile, anlamsız ağrı kesici, sigara vs. ile tüm sistem bozuluyor. Kan akımı bozuluyor, asit artıyor, bikarbonat azalıyor. Kötü son mide delinmesine kadar gidiyor.
Bir de pepsin enzimi var; “proteinleri sindiren protein yapısında bir madde”. Protein dediğiniz mesela 1000 kilodalton (bir gramın kaçta biri olduğunu hiç sormayın); içinde on bin amino asit var. Bu pepsin denilen harika “şey” gidip tek tek bunları birbirinden ayırıp sindirime hazırlıyor. Toplanan amino asitler sayısız kombinasyonla proteinleri, onlarda neredeyse “her şeyi “ oluşturuyor. Kaslarınız, beyin hücreleri, enzimler, mutluluk veren hormonlar bu aminoasitlerden oluşuyor.
Sonraki sayılarda sindirim siteminin bu basit (!) parçasından temel alıp daha karmaşık yapılara devam ederiz inşallah. “İnsan denilen muamma”yı çözemeyeceğimizi biliyoruz ama çözmeye çalışmanın, bu konu da tefekkürün de Sanatkâra şükranın bir çeşidi olacağını ümid ediyoruz.

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook