Suçu Kimde Aramalı?

0
Suçu Kimde Aramalı?
Suçu Kimde Aramalı? - Haşim Akın
Sayı : 402 - Ağustos 2019 - Sayfa : 25

Sorumluk almak yerine suçlu aramayı tercih eder insan fıtratı… Kenarı Dicle’de aşırılan koyunun hesabı, Hz. Ömer’i bulur. Caddelerde aşırılan ve ahlâkî yozlaşmaya mahkûm olanların vebalini hangi Ömer üstlenecek?
Geçen aylarda ülke gündemine ahlâkî bir yozlaşmanın resimleri düştü. Bizim gibi İslam’ın binlerce yıllık hadimliğini yapmış bir toplumda nereden çıktı bu fecaatler? İşler bu seviyeye gelinceye kadar biz neredeydik? Kızdık, beddua ettik, lanet okuduk, onları kovmayı düşündük… Hatta katline fetva verenler bile olmuştur… Annesini, babasını, öğretmenini, hatta devleti suçladık... Ama biz nerede hata yaptık diye de düşünmedik. Bunlara engel olmak için yarın ne yapmalı? Ümmeti Muhammed’in evlatlarını korumak için nasıl bir çalışma yapılmalı? Onlar, asla başkalarının çocukları değildir. 
Bazen malımız akıp gider elden. Bazen evlatlarımız kayar gider. Bu ümmete önderlik eden kimselerin çocuklarının bile benzeri acı akıbetlere düştüğüne şahit olduk. Böylesi umumi bir belvadan hiç birimiz masum değiliz. 
Eskilerin dili ve aklıyla anlaşamayan yeni bir nesil geldi. Bunlarla ortak dili bulma konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Onlar tarafından hep anlaşılmayı bekledik. Ama onları anlamaya hiç yaklaşmadık. Allah; “Daha kolay anlaşabilsinler” diye kendi kavmi içinden ve onların dilini konuşan peygamberleri gönderdi. Aynı lisanı konuşuyor gibi görülsek de yeni nesille anlaşamadığımız bir gerçek. Onlara yaklaşmak ve ortak bir dil üzerinde iletişimi geliştirmek gerekiyor. 
Güzel örnek olamadık. “İnsanlar şahsiyet ve karaktere hayrandır.” Ahlâklı olmaları için sadece nasihat ettik. Nezaketi öğretmek için bağırdık. Cömertliği öğretmek için ya savurgan olduk, ya da cebimize sahip çıktık. “En güvendiğiniz insan kimdir?” Sorusunun cevabında; anne - babalar, toplumun önder insanları yer alamadı… “Niçin güvenilmiyorum?” diye sormak yerine “Niçin başkalarına daha çok güveniyorlar?” diye kızdık. Bizim okuduklarımız, dinlediklerimiz, konuştuklarımız onların dünyasında yankı bulmadı. Buna çözüm aramak yerine kızmayı tercih ettik. 
Gençlere hep maddi imkân ve dünyevi şartlardan örnek gösterdik. Onlar çok güzel okullara gönderildi. Bugün yanlış görüntüleri sergileyen bu gençler; köylerde veya kırsalda kalmış, okul görmeyen, eğitimsiz kişiler değiller. Hepsi de çok zeki ve iyi eğitim(!) almış olanlar. Ama bunlara manevî bir dokunuş sergilenemedi. Baba camiye giderken ona namazı ve cemaati sevdiremedi. Bunların birçoklarının ailesi, ehli salat insanlar… Önce ahlâk ve maneviyatını değil de diplomasını tercih ettik. 
Güzel Müslüman olmanın örnekliğinde eksiklik oluştu. İdeal Müslüman tanımlamasında biz bile anlaşamadık. Gösterdiğimiz örnekler, onlar için çok çekici olmadı. Medyada, sinemada çok kötü örnekler sergilendi. Ama mahalledeki kötü örnekler, bunların iticiliğinden daha çok etkili oldu. 
Müsamaha ile vurdumduymazlığı karıştırdık. Onların akide hatalarının kendi kendine düzelmesini beklerken, ayakta su içmesini kıyasıya eleştirdik. Önceliklerimiz karıştı. Hep eleştiren ve mesafe koyan tavrımız nedeniyle sıcak bir görüntü de sergileyemeyince sevimli gelmedik. Başkalarına gönlünü açtı bize kulaklarını tıkadı. 
Gönlü güzel önderlerimiz vardı. Evlatları bir konuda bir hata yapınca “Bu hata, benim eksikliğimden kaynaklanıyor. Ben onları güzel yetiştirebilseydim bu hataları işlemezlerdi…” diye gözyaşı dökerlerdi. Ama şimdi hep başkasını suçladık. Yaz kursundaki hocadan bekledik... Okuldaki öğretmenlerinin yetiştirmesini umduk... En çok da devlete ve sisteme sitem ettik. Elimize kor almaktan korktuk. Bu ateşin hep diğer mahallede olacağını düşündük. Ama baktık ki ateş en gözde mekânımız İstanbul’a sıçramış... Oranın sokaklarında ahlâksız talepler arzı endam ediyor. Yarın ne isteyeceklerini bile hayal edemiyoruz. 
“Bir toplum kendi içinde olanı değiştirmediği sürece Allah, onları zorla değiştirmez” ayeti kerimesini okuduk ama değişimin acısına dayanamadık. 
Kim düzeltecek? Onların gönlüne kim dokunacak? 
Yarını eleştiren ve konuşanlar değil, çözüm üretip işe baş koşanlar şekillendirecektir. 

 

Yorum Yazın

Facebook