Sunuş - Şubat 2017

0

Aziz Okuyucu

Altınoluk’un Şubat 2017’inci sayısı ile ellerinize ulaşmış bulunuyoruz.

Bu, 31’inci yılımızın son sayısı. Mart ile birlikte 32’inci yılımızın ilk sayısına başlamış olacağız.

Sizlerle birlikte yürüdük bu 31 yılı. 372 ay demek bu.

Her ay, -ki bu bir dergi için uzun bir süre değildir- gündeminize “Hakkı tavsiye” babında iyi şeyler taşıdığımızı düşünüyoruz.

Yola her alanda islami hassasiyetimizi diri tutmak gayesiyle çıktık ve öylece devam ediyoruz.

Her ay, Altınoluk yayın kurulunun zihin – kalb süzgecinden geçen bir mesele, huzurlarınıza, kalb gündeminize taşınıyor, kendimizle birlikte ümmetimizi, Hakk’ın ölçüleri içinde yeniden yeniden inşa etme çabasını sergiliyoruz.

Bu sayımızın kapağına islami hayatın ana mecralarından birisi olan “Muamelat”ı koyduk.

Muamelat, belki insanımızın günlük kullanımı içinde bir kelime değil. “Eskiler bilir bunu” deriz çoğu zaman. İslami kültürü alan kişiler “Muamelat”ın Müslüman kimliğinin ana unsurlarından birisi olduğunu öğrenirler. Ama Müslüman bir aile içinde doğup da, o kelimeyi duyunca “O da ne ki?” diye soracak pek çok insanımızın olduğu da bir gerçektir. Ama insanlarımız, hayat seyri içinde yapıp ettikleri için “İslam’ın ne dediği”ni de merak ediyorlar.

Belki “insan hayatına giren her şey” diye ifade edilebilir muamelat kelimesi.

Muamelat alanı, İslam’ın, Müslümanın hayatının her alanına ölçü koyduğunun da ifadesidir.

Onun için muamelat diye nitelenen hayat alanına konan ölçüleri bilmek, iman ve ibadet alanı gibi, Müslümanlığımızı bilmekle eşdeğerdir.

Hazreti Ömer “Bizim ticaret hukukumuzu bilmeyen çarşımıza gelmesin” diyor.

Yani Müslüman çarşısında iş yapmak için İslam’ın ölçülerini bilmek lazım.

Bunun için belki çarşının hukukunun da İslam’ın ölçülerini gözetmesini temin etmek lazım. O da çarşıyı düzenleyen iradenin sorumluluğundadır. Bunlar içiçedir aynı zamanda.

Şubat ayında rahmetle yadettiğimiz muhterem Mahmud Sami Ramazanoğlu Üstadımız da “İnsanın muamelat düzgünlüğü” üzerinde titizlik gösterirlerdi. Merhum Musa Efendi Üstadımız da kişinin seyrü süluktaki derecesini, “Ahlâki salabeti” ile değerlendirirlerdi.

Muamelat titizliği “Amel defterine bugün ne yazdırdın? Rabbin huzuruna nasıl bir hayat dosyası ile gideceksin?” titizliğidir.

Titiz olmamız lazım dostlar.

Bu sayımızı böyle bir hassasiyetle okuyun lütfen. Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyoruz. Allah’a emanet olunuz.

Yorum Yazın

Facebook