Yeryüzünde İlk Beyt ve İtikâf

0
Sayı: Mayıs 2020
Yeryüzünde İlk Beyt ve İtikâf

Yeryüzünden yerleşim yerlerinin anası (Ümmü’l-Kurâ) Mekke-i Mükerreme’dir. Dünyadaki ilk beyt\\ev Kâbedir, ilk mescid de Beytullah\\Allah’ın evidir4. Allah Teâlâ mescidlerden evler diye bahseder: “(Bu nur) birtakım evlerde (mescidlerde)dir ki Allah, onların yükseltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin vermiştir; buralarda sabah akşam O`nu tesbih eder(ler vardır)” (Nur, 36). Bu ayet-i kerime ile Allah’ın adının anıldığı, sabah akşam O’nun tesbih edildiği evlerin mescidler hükmünde olduğuna da işaret eder.
Müslümanın bulunduğu her yerde yönünü kıbleye doğru çevirmesi7 ve kendisine bir namazgâh edinmesi tavsiye edilmiştir. Bu yüzden Sahabe efendilerimizden evlerinin bir köşesini mescid edinenler pek çoktu.8 Hz. Peygamber Efendimizin de, evleri mescide bitişik olmasına rağmen evinde kendisinin bir ev mescidinin olduğu nakledilir.9 Hz. Bilâl’in Resûl-i Ekrem Efendimizi evinin mescidinde sahur yaparken gördüğü rivayet edilir.10
Asıl olan ibadet etmektir. Mescidler Allah’ın evleridir. Elbette ibadetin en makbulü Allah’ın evinde toplu olarak yapılmasıdır. Ancak camilerin ve cemaatin herhangi bir sebepten dolayı ikame edilemediği durumlarda evlerimiz namazgâh haline gelir. 
Buna göre camiye gidemeyenler evlerinin bir köşesini mescid edinebileceklerdir. Hatta evlerin bir köşesini namazgâh yapmak müstehap görülmüştür.13
Ev mescidi demek, evin odalarından birisini yahut odanın bir köşesini namazgâh olarak tahsis etmektir. Burada namaz, zikir ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile meşgul olunur. Artık namazgâh olarak tahsis edilen bu köşe mescid olarak anılsa da ev mescidlerinin özel bir statüsü yoktur. 
Ev mescidleri ana hatları ile vakıf\\mahalle mescidlerinin hükümlerine tâbi değildir. Zira bir yer genel anlamda mescid olarak tahsis edildiğinde vakfolmuş olur ve artık insanların mülkiyetinden çıkar. Nitekim ayet-i kerimede “Şüphesiz ki mescidler Allah’ındır.” (Cin, 18) buyurulmaktadır. Bir köşesi namazgâh edinilmiş olan evlerin alım satımı ise caizdir.
Mescidlerimizin en önemli vazifelerinden birisi, özellikle de Ramazan ayında itikâf ibadetine mekân olmasıdır. Hz. Peygamber (sav) orucun farz kılınmasından ömrünün sonuna kadar her Ramazan ayının son on gününde itikâfa girmiştir.14 İtikâf sünneti kifâȋ bir sünnettir; yani her camide en az bir kişinin itikâfa girmesi sünnettir. Her cami cemaatinden birisi bu sünneti yerine getirirse, diğerleri üzerinden bu görev düşer.
İtikâf; kişinin kendisini bir mekânda alıkoyması demektir. Âyet-i kerimedeki “…Mescidlerde itikâfta…” ifadesi ile mescidler ibadete tahsis edilmekle başka yerler itikâf mahalli olmaktan çıkmıştır.
Her ne kadar genel görüşe göre itikâf yeri cami ise de, cami dışında herhangi bir yerde de itikâfa girilebileceği Malîkî fakihlerin ileri gelenlerinden Muhammed b. Ömer b. Lübâbe (v.314) tarafından dile getirilmiştir. Şafiîlerde mezhebi- kadimdeki bir kavle göre de itikâf mekânı ev mescidleri olabilir, mahalle camisi olması şart değildir. Şafiîlerde ve Malikîlerde bir veçhe göre de; farz dışı ibadetlerin evlerde yerine getirilmesi daha faziletli olduğundan, hem erkekler hem kadınlar için ev mescidleri itikâf mahalli olabilir.15 Hanefîler de itikâfı namaza kıyas etmek sureti ile kadın için ev mescidinde itikâfın daha doğru olduğuna hükmetmişlerdir.16
Bütün mezheplerin ana görüşüne göre ise erkekler için itikâf yeri camilerdir. Erkekler için normal zamanlarda cami dışında itikâf imkânı yoktur.

...

 

Yazının Devamını Altınoluk Dergisinden Okuyabilirsiniz.

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook