Bizim Yolumuz Büyük Veliler Yolu

Rabbimiz sa’yü gayretimizi artırsın. Çünkü her şey çalışmakla oluyor. Hak yolunda çalışana Cenab-ı Hak istediğini fazlasıyla veriyor. Elhamdülillah devrimizde herkes Allah Teâlâ’yı arıyor. Cemiyet bunalım içinde, sıkıntı içinde, huzursuzluk içinde... Ne yapacağını bilemiyor. Hakikaten kendini kurtaracak şeyi arıyor. Hatta bu sebepten birçok kimseler bozuk itikatlı yerlere dahi teslim oluyorlar. Bu bunalımda hayrı-şerri tefrik edemiyorlar.

Elhamdülillah bizim yolumuz belli; büyük velîler yolu. Üstazımız Mahmud Sami Hazretlerini bilenler bilir. Kendisi kibâr-ı ehlullahın en yüksek derecesi olan Sultânül Arifîn’di. Cenab-ı Hak bizleri bu büyük Allah dostlarının yoluna sevk etmiş. Yalnız bizler gelişigüzel bilgisizlik içinde olmamalıyız; yolun âdâbına muhakkak dikkat etmek lâzımdır.

Başta Kur’ân-ı Kerim ahkâmı gelir. O köktür, değişmez. Çünkü bir insanın şeriatı olmazsa hiçbir şeyi olmaz. Öyle kimseler havada da uçsa, suda da yürüse, bin bir türlü havarık (harikalar) da gösterse inanmayın derler. O, noksandır. Bizim yapacağımız, Cenab-ı Hakk’ın emirlerine can-ü gönülden dikkatli olmaktır. Cenab-ı Hak neyi emretti, neyi yasak etti ise bunun üzerinde ısrarla duracağız. Ki manen terakkî için bu birinci basamaktır. Birinci basamağa dikkat edilmez ise insan lâyıkı veçhile maneviyattan istifâde edemez.

Kazaya kalmış namazlarımız vardır. Gençlikte insanın gayr-i ihtiyarî olarak, meselâ askerde kazaya bıraktığı namazlar olabilir veya namazını alaca kıldığı zamanlar olabilir. Elhamdülillah hayattayız, gözümüz görüyor, ayağımız tutuyor. Her gün bir günlük kaza namazı kılarız. Erkeklere on dört yaşından sonra hanımlara dokuz yaşından sonra namaz farz. Hesap eder bu vazifeyi idame ettiririz inşallah.

Kaza namazlarına başlayan kimse kaza namazlarını tamamlamış telakki edilir ve nafile namaz kılabilir. Teheccüd namazı, duhâ namazı kılar. Bunlar mühim namazlar. Hatta becerebilirse güneşin doğuşundan elli dakika sonra işrak namazı olur, onu kılar. Evvâbîn namazını kılar. Sallallahü aleyhi ve selem Efendimiz evvâbini iki rekât da kılmış, altı rekât da. Üstazımız Mahmud Sami Hazretleri bize iki rekât olarak tâlim etti. Bunu kardeşlerimiz kolaylıkla îfâ edebilir inşallah.

Seherlerde kalkıp dersimizi seve seve ve büyük bir aşkla yapmamız lazımdır. Neşesizlik ve huzursuzluk içinde yapılan dersten tam semere alınmaz. Çok kimseler “ben yirmi senedir namaz kılıyorum, namazın zevkini alamıyorum” diyorlar. Hakikaten Allah için büyük ihlâs üzere, dikkatlice, seve seve kılmış olsa namazın neşesi alınır. Kişi bin bir havatır içinde, midesi haramlara batmış olarak namaz kılarsa tabiî ki namaz noksan olmuş olur. Hakkıyla namazın zevkini alamaz. Onun için her bakımdan dikkatli olacağız.

Seher vakti kalkmak için akşam yemeklerini hafif yemek lâzımdır. Vücut ne kadar fazla dolarsa o kadar ağırlık basar, gece kalkılamaz. Gece kalkılsa dahi lâyık-ı veçhile ibadet edilmez. Hafif yenildiği zaman gece boş mideli olunmuş olur, seher vakti manevi dersimizi usulü dairesince îfa ederiz. Bu muhakkak seher vaktinde olacak. İnsanlık halidir binde bir olabilir, seher vakti kalkamadık, sabah namazını müteakip vazifemizi hemen îfa etmemiz lâzımdır. “Vaktim geçti” deyip de dersi ertelemeye niyetlenmememiz gerekir. Muhakkak günü gününe dersimizi yapacağız. Ne zamana kadar? Ruhumuz cesedimizden ayrılıncaya kadar manevî dersimize devam etmekle mükellefiz. Rabbimiz Teâlâ hazretleri hepimize muvaffakiyetler versin. (Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-5, s.41, Erkam Yayınları)

PAYLAŞ:                

Sâdık Dânâ

Konya Kadınhanı’nda doğdu. Babası hayır sever bir tüccar olan Ahmed Hamdi Bey, annesi Âdile Hanım’dır. Dedesinin babası Topbaşzâde Ahmed Kudsi Efendi (ö. 1889), Hâlid el-Bağdâdî’nin halifelerinden Boz

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle