Komşu Kedi Eti Yedi

0
Sayı:
Komşu Kedi Eti Yedi

Değerli okuyucular!
“Kötü komşu, insana evi sattırır, iyi komşu evin fiyatını arttırır.”
Galiba ben evi satacağım, alan olur mu bilmem. “Komşu hakkı”nı notlarımın arasına aldım ve “Emeklinin Not Defteri”ne yazdım... Şekerci Cemil Bey’in, bir şarkısında dediği gibi:
Bir ben bilirim çektiğimi, bir dahi Allah!..
* * *
Değerli komşular... Komşu hakkı ile ilgili Ayet, hadis ve atasözlerini her yerde bulabilirsiniz. Benim konum burada bu değil. Benim maksadım, sevgili(?) komşularımla aramızda olan ilişkiyi size anlatmak, sizi dert ortağı sayarak biraz rahatlamak...
Boşuna uğraşmayın değerli dert ortaklarım. Komşunuzu, istediğiniz kalıba sokamazsınız ama siz onun istediği kalıba girebilirsiniz; “işte mesele bu!”
Altı katlı bir apartmanın bahçe katında oturuyorum. Tabiata olan sevgim dolayısıyla bahçemi cennet bahçesine çevirmeye çalışıyorum ama komşularımın saygısız davranışları sebebiyle cehennem bahçesinde yaşıyorum...
“Ben insanım” diyen birisi çocuğunun kirli bezini aşağıya atar mı?.. Sigara izmaritleri, meyve kabukları, ekmek kırıkları...
Apartmanın girişine bir levha astım: “Lütfen bahçeye çöp atmayın” diye yazdım. Altına bir not eklemişler: “Biz atmıyoruz, yan apartmandandır” demişler.
Yan apartmanda da bir bahçe komşum var, aramızda yüksekçe bir duvar...
“Komşunu sev ama aradaki bahçe duvarını asla kaldırma” derler...
Ne duvarı kaldırdım ne komşumu sevebildim.
– Benden uzak dur komşu, dedim.
Beni o kadar yiğit zannetmeyin, bunu içimden söyledim ama komşunun kendisine söz geçiremedim.
Kediler hakkında bildiğim tek şey her zaman “dört ayak” üstüne düştükleridir. Bu bizim komşunun kedisi sekiz ayak üstüne düşer. Bu kadar çevik ve becerikli kedi görmedim. Gözleri radar gibi bizim evin üzerinde... Bir fırsatını buldu mu hemen mutfağa giriyor; sucuk, salam, kıyma, kuşbaşı, balık, tavuk, ne bulursa alıp gidiyor, hiç bir şey bulamazsa peynir ekmek yiyor, üzerine de bir bardak su içiyor.
Komşuma defalarca seslendim:
– Şu kedine biraz sahip ol, dedim.
Komşum, bir keresinde yarım kangal sucuğu duvarın üzerinden bana fırlatarak seslendi:
– Bu merdivenaltı sucukları nereden alıyorsun, kedimi öldüreceksin, dedi.
Kendimi suçlu gibi hissettim:
– Kedinin karnını doyur da bizim eve gelmesin, dedim.
– Mutfağın kapısını kapat! diye cevap verdi.
Vay be! Bu hiç aklıma gelmemişti. Mutfağın camıyla kapısını kapatsam kedi giremezdi. Demek ki bazen komşunun tavsiyesine uymak gerekti...
Ama bu kedi o kadar becerikli ki sadece mutfağın kapısını kapatmak yetmez, kilitlemek de lazım, hatta anahtarı kapının üstünde bırakmak da tehlikeli olabilir.
Mutfağın kapısını kapatınca mutfak biraz havasız kaldı ama rahat ettik. Bu rahatımız bir hafta kadar sürdü. Bir gün üst komşumuzun feryadı duyuldu:
– Allah seni kahretsin! dedi.
Biz yine kadının kocasıyla kavga ettiğini zannettik. Böyle çok oluyordu. Böyle olduğu gecenin sabahına kadar uyuyamıyorduk.
Komşuluk görevidir dedik:
– Ne oldu komşu? diye sorduk.
Kadın, bize doğru kaşlarını çatarak, dişlerini gıcırdatarak:
– Ne olacak... Siz mutfağın kapısını kapattınız, kedi bizim eti kaptı! dedi.
Dilimin ucuna kadar geldi:
– Öderiz, diyecektim, hanım benden önce cevap verdi:
– Sen de mutfağın kapısını kapat, dedi.
Kadın lafı ağzımıza tıktı:
– Size mi soracağım, dedi.
Görüyorsunuz değerli okurlar, her komşu bizim gibi tavsiyeye kulak asmıyor. Son söz olarak:
– Kedi bizim değil, dedik.
– Biliyorum ama siz mutfağın kapısını kapatmasaydınız o kedi bize gelmezdi, dedi.
Komşu haklı, söylenecek başka söz yok. Komşuyla iyi geçinmek için mutfağın kapısını açsak mı ki?
* * *
Değerli dert ortaklarım, söz burada bitmiyor. Size daha anlatacaklarım var ama bize ayrılan sayfa burada bitiyor. Gelecek ay devam etmek ümidiyle şimdilik hoşça kalın. Benim hoş kalacak halim yok, ev için ilan verdim, bakalım alıcısı çıkacak mı?

 

Yorum Yazın

Arşiv

TÜM YILLARI GÖR

Facebook