Oruç Allah Tealâ ve Tekaddes hazretlerinin, kulları üzerine (Ramazan orucu) farz kıldığı mühim bir emridir.
Oruç tutmak, kadın, erkek âkil bâlîğ olan sıhhatli ve akıllı her Müslümana farzdır. Hastalıklı ve şuuru muhtel olanlar müstesnâ, edâ etmeyen günahkâr olur.
Hasta denilince çok zayıf, kuvvetsiz olup da oruç tutmaya takati olmayanlar anlaşılmalıdır.
Onlar da ancak bir müslim, hâzik doktorun müsaadesi ile oruçlarını tutmayabilirler.
*
Şefîü’l-müznibîn sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular:
“Oruç Cehennem ateşine karşı bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu vakit cahillik edip kötü söz söylemesin! Şayet birisi kendisiyle itişmeye veya kendisine karşı ağız bozmaya kalkışırsa ben oruçluyum diye mukabelede bulunsun” (Buhâri, Müslim)
Gene buyurdular: (Hadis-i Kudsi)
– Âdemoğlunun her amel ve hareketi kendisine aitdir: Oruç böyle değil, şüphesiz ki o benimdir. (Çünkü ben yemem içmem, beşerî bütün sıfatlardan münezzehim. Hem oruçta riya da yoktur.) Binaenaleyh ben onun mükâfatını bol bol vereceğim.
Sertacü’l-Enbiyâ sallallahü aleyhi ve sellem buyurur:
– Oruç sadece yemekten içmekten vesaireden kesilmek değildir. Kâmil ve sevaplı oruç ancak faydasız laftan, boş vakit geçirmekten, kötü söylemekten, nefs-i emmarenin bütün temayüllerinden vazgeçmektir. Şayet biri sana söver yahut sana karşı cahilce herhangi bir harekette bulunursa kendi kendine (gerçek ben oruçluyum, gerçek ben oruçluyum de) sabret.”
Gene buyurdular:
– “Kim bir oruçluya iftar etdirir ise; yani iftar ziyafeti verirse o oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmemek üzere buna, yani ziyafeti verene de öbürünün sevabı kadar verilir.” (Ahmed bin Hanbel.)
*
Ameller niyetlere göre olduğuna göre, gerek Ramazan orucuna gerekse diğer oruçlarımıza, Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin rızâsı üzerine niyet edilmelidir.
Rabbü’l-âlemîn hazretlerinin her halimize hatta kalplerimiz ve gönüllerimizden geçenlere dahi agâh olduğunu katiyetle biliyoruz.
Hal böyle olunca, oruç tutmak Hak katında pek mühim bir ibadet olduğuna göre, lâyıkı veçhile ihtimam ederek Cenab-ı Hakk’ın rızâsına nâil olmak hususunda dikkatli ve müteyakkız olmalıyız.
Rasûl-i Ekrem Efendimiz Hazretlerinin aşağıdaki hadis-i şerifleri bizler için ne büyük bir ihtardır, buyuruyorlar ki:
– “Nice oruç tutanlar vardır ki açlık ve susuzluktan başka bir şey elde edemezler.”
Bu mühim hadis-i şerif bizleri intibaha, uyanıklığa sevk etmektedir.
1- Bu mühim ölçüye göre niyetimizde başka bir gaye olmayacak.
2- Oruçlu bulunduğumuz müddet içinde bütün göz, kulak, dil, karın ve diğer azalarımızı masiyetden muhafaza edeceğiz.
3- Kalb ve gönlümüzü Hak Teâlâ hazretlerine sımsıkı (elimizden geldiği kadar) bağlayacağız.
4- Ramazan-i şerif gufrân ayı olduğuna göre yapmakta olduğumuz evrâdımızı, elimizden geldiği kadar çoğaltacağız, uykumuzu azaltacağız.
5- Huzur halimizi muhafaza etmek için gerek iftarlarda gerek sahurlarda, tıka basa midemizi doldurmayıp, itidal üzere yemeliyiz ki, orucun o lâhûtî halinin tecellîsine nâil olabilelim.
6- İftar sofrası tertib edip, oruçlu olan Müslüman kardeşlerimize yemek yedirmek faziletine nâil olmaya gayretli olalım. (Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri 5, s. 135)


YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!