Akraba Evlilikleri

Akraba evliliklerinin tıbbın ilgi alanına giren kısmı da, normalde çok seyrek görülen hastalıkların birbirine yakın genetik materyal taşıyan bireylerin evliliklerinden doğan çocuklarda çok daha sık görülmesidir.

Klasik fıkıh kitaplarında anlaşılırlığı artırabilmek için soru - cevap usulü metinler yer alır. Bugünkü lisanda “adamın biri “ dediğimiz yere, bir erkek adı olarak Zeyd ismi kullanılır. Soru Zeyd’in ağzından iletilir fetva makamına. Zeyd sorar: “Hocam amcamın kızıyla evlenmek istiyorum, caiz midir?” El cevap; caizdir elbet. Gerek şer’i gerekse mer’i hukukta problem yok kuzen evliliklerinde.

Hoca efendi fetva verirken bazen böyle doğrudan cevap verirken, bazen de bilirkişiden danışmanlık hizmeti ister. Bize kimse sormadı ama önemli olduğunu düşündüğümüz bu konuda size bildiklerimizi aktarmayı vazife bildik. Bu kadar net bilinen bir konuda fetva vermek, verilen fetva hakkında görüş beyan etmek gibi bir edepsizlik yapmak istemediğimizi baştan beyan edelim. Ancak Efendimiz (sav) in ve Selefi Salihin devrinde bilinmeyen, yeni ortaya konmuş bazı durumların da, konuyla ilgili, konuşmaya yetkili büyüklerimizin gündeminde bulunması faydalı olur kanaatindeyiz.

Konuyla ilgili önemli bir kavram karışıklığından başlayalım. Bazı bölgelerde evliliklerde hala –dayı çocukları birbirine ikinci dereceden/uzaktan akraba gibi değerlendirilir. Doğru tanımlamada iki kardeşin çocuklarının evliliğine“ birinci derece”, daha kolay anlaşılabilmesi için “kuzen evlilikleri” denebilir. İki kardeşin torunlarının evlilikleri de ikinci derece akraba evliliğidir ki bunlara da “torun evlilikleri” denebilir.

Birinci dereceden yakın bir evlilik dinen, aklen, hukuken konuşulamayacağı için, daha alt nesillerde evlilikler de hem takip edilemeyecek kadar sık, hem de tıbben yüksek risk içermedikleri için konu dışıdır. Bu nedenle akraba evliliği çeşitleri 1. ve 2. derece ile sınırlıdır.

İnsanlar normal ya da anormal özelliklerini anne babalarından kendilerine geçen genetik materyalden alırlar. Bu nedenle Japon anne babanın çocuklarının gözleri çekik, İskandinavyalı ailenin çocukları genellikle sarışın ve düz saçlı olur. Bu genetik materyalle basit fiziki özellikler nesiller arasında aktarılırken önemli sağlık problemlerine ait riskler de nakledilir.

Akraba evliliklerinin tıbbın ilgi alanına giren kısmı da, normalde çok seyrek görülen hastalıkların birbirine yakın genetik materyal taşıyan bireylerin evliliklerinden doğan çocuklarda çok daha sık görülmesidir.

Konunun daha kolay anlaşılabilmesi için önce genetik nedir sorusu ile konumuza başlayalım.

İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdeklerinde yerleşmiş 23 çift kromozom bulunmaktadır. Bu çiftlerden biri anneden biri babadan gelmekte ve bu şekilde her insan anne babasının özelliklerini değişik oranlarda taşımakta, daha sonra da kendi çocuklarına aktarmaktadır. Kromozomlar DNA’lardan oluşur; her DNA’nın üzerindeki genler de kalıtımın temellerini teşkil eder. Bu kromozomlardaki bozukluklarda yeni doğan bebekte genetik hastalık şeklinde ortaya çıkabilir. Bazen anne baba taşıyıcı olabilir. Taşıyıcılık ne demektir peki?

Taşıyıcılık; anne babanın, görünürde sağlıklı, kendi sıhhatleri açısından hiç sıkıntıları yokken, genlerde hastalığa neden olacak bozukluğu taşımasıdır. Bahsettiğimiz hastalıkların, “gen” adı verilen kalıtım maddesindeki değişiklikler (mutasyon)dir. Mutasyonlar ışınlar, mikroplar ya da kimyasal maddelerle meydana gelebilir. Mutasyona uğramış gen baskın karakterli ise; anne ya da babadan birinde bu genin bulunması hastalığın ortaya çıkması için yeterlidir.

Baskın değil çekinik karakterli bir genin sonraki nesilde etkili olması için diğer ebeveynde de bu çekinik genin bulunması gerekir. Akraba evliliklerinde de sorun burada çıkar. Gelin Konyalı, damat Endonezyalı ise aynı hastalığa sebep olabilecek iki çekinik genin bu iki kardeşimizde birden bulunması çok düşük ihtimaldir. Damat ve gelin hemşeri ya da aynı köylü hatta akraba ise aynı çekinik geni bulma ihtimalleri ilk örneğe göre oldukça yüksektir.

Otozomal Resesif hastalıklar denen bu grubun kalıtımlarını biraz daha pratik anlatmaya çalışalım:

S: sağlam, H: hasta olsun. Bundan sonrası için büyük harf: baskın, küçük harf: çekinik karakteri temsil etsin.

Birinci nesil

Bir ebeveyn sağlam: S S

Diğer ebeveyn taşıyıcı: S h

Çocuk anne babanın karışımı olacağı için dört ihtimal söz konusu

1. SS 2. SS 3.Sh 4. Sh

Yani % 50 tamamen sağlıklı, % 50 taşıyıcı (kendisi sağlıklı sonraki nesiller için taşıyıcı)

Bir sonraki nesilde;

Taşıyıcı genetik özellikte bir kişi kendi gibi bir kişi ile evlendiğinde

Sh Sh

çocuk için ihtimaller

1.SS 2.Sh 3.Sh 4.hh yani

%25 tamamen sağlıklı % 25 hasta % 50 ihtimalle taşıyıcı (dış görünüşte tamamen sağlıklı) olacaktır.

Meşhur örnekleri: fenilketonüri, albinizm, orak hücreli anemi

Akraba evliliklerinin oranı ülkemizde % 21- 40 gibi çok yüksek orandadır. Bu oran Almanya’da %0,3-0,5 tir. Dünyaya gelen yaklaşık her 100 çocuktan 8,4 ü akraba evliliklerinin ürünüdür. Az ya da çok önemli özürle doğma oranı normalde %2 iken akraba evliliklerinde %4 diyelim de siz olayın vahametini anlayın.

Ülkemizde yapılan bir araştırmanın sonucu durumu daha net ortaya koyuyor;

Anne babası akraba olmayan bir bebeğin ölüm ihtimali binde 45 iken anne babası akraba olan bir bebeğin ölüm ihtimali binde 72’dir.

Tabii bu arada bir gerçeğin de altını çizmek gerekir; akraba evliliklerinden doğan bir çocuğun sağlam olma ihtimali de %95 tir. Ayrıca akraba çiftlerin evliliklerinden hem hasta hem sağlam çocuk doğma ihtimali de vardır.

Genetik hastalıkların neredeyse tamamı tedavisi mümkün olmayan, yaşam süresi ve kalitesini çok ileri düzeyde etkileyen hastalıklardır. Bir hastaya genetik geçişli hastalık tanısı konulduğunda doktor; nasıl tedavi edebilirim sorusunu değil daha kötüye gidişi nasıl engellerim sorusunu çözmeye çalışacaktır. Hasta özel eğitimler, rehabilitasyon uygulamaları ile hayata tutunmaya gayret edecektir. Bu şartlarda yapılacak asıl önemli iş genetik danışmanlıktır. Biz hatırlatalım da tercih yaparken aklınızda bulunsun…

 

Akraba Evliliği Yapmış Çiftlere Öneriler

1.
Türkiye’de en sık gözüken hastalıklardan biri olan Akdeniz anemisi için eşlerden her birine taşıyıcılık testi yapılmalıdır.

2.
Gebelik durumu daha yakın takip edilmelidir. Öncelikle ultrasonografi ve anneden alınan kan örnekleri  (ikili –üçlü testler) incelenmeli, problem tespit edilirse invaziv girişimlere sıra gelmelidir. Amniosentez  (ceninin içinde yüzdüğü sıvıdan örnek alma işlemi ) ve kordosentez (göbek kordonuna girilerek bebeğe ait kandan 1-2 ml alınarak yapılan işlem ) ile elde edilen materyaller incelenmelidir. Bu gruptaki tetkiklerde düşüğe sebebiyet verme gibi ciddi riskler de vardır.

3.
Yenidoğan döneminde tarama testleri (topuk kanı olarak bilinir) yapılmalıdır, hatta Tandem MS yöntemiyle genişletilmiş metabolik tarama testi yapılarak 30’dan fazla hastalık da taranabilmektedir.

4.
Bebek doğduktan sonra gelişimsel yönden değerlendirilmeli ve ikinci bir gebelik için en az 3-4 yıl gibi bir süre beklenmelidir. Bu süre çıkması muhtemel hastalıkların belirtilerin anlaşılabilmesi için önemlidir.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle