Bir Şehadetin Hikayesi: Es’ad Erbilî Hazretleri (K.S.) -10-

Bu yazımızda, mahkemenin sonuçlanması ve idamlarla ilgili bölümünü ele almak istiyoruz.

Savunmasız Mahkeme

13- MAHKEMEDE DİKKAT ÇEKEN İKİ ÖNEMLİ ÇARPIKLIK

Hiçbir mugâlata veya spekülas­yona kaçmaksızın mahkeme hakkında müşahhas ve objektif bir tesbit olarak şunları söyleyebiliriz:1

İlk olarak; Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi dikkatlice incelendiğinde 37 idam kararının verildiği mahkemenin çok tuhaf bir şekilde 9 günde tamamlandığını görüyoruz. İnsan hayatının ne derece mühim olduğunu göz önünde tutarsak, bu kadar kısa bir sürenin son derece düşündürücü olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Mahkemenin, aradan seksen beş sene geçmesine rağmen sür’ati konusunda, “mülâhaza hânesi” hâlâ açıktır. Bu yönüyle bakıldığında, olayın bütününde görülen zaman akış hızı, kelimenin tam anlamıyla ve gerçek manada tuhaftır.

Olayın vuku bulduğu 23 Aralık 1930 ile 3/4 Ocak 1931’de idamlar gerçekleşene kadar geçen kırk günde 118 kişi mahkeme binası haline dönüştürülen Zafer İlkokulunda yargılanır. Az önce de ifade ettiğimiz gibi 69 sayfalık mahkeme zabıtlarından, 37 idam cezası çıkarma başarısı gösterilmişti.

KronolojiK tabloda görüldüğü gibi, ileride tarihçi bilim adamlarının Menemen Olayı üzerinde yoruma açık bir halde çalışma yapacaklarını gösteriyor; en azından şu iki noktada:

  1. Olay Cumhuriyet gazetesi ve hempalarının yazdığı gibi çok büyük çaplı ve çok vahim idiyse, sıkıyönetim (31 Aralık 1931) olaydan (23 Aralık 1930), niye sekiz gün sonra ilan edilerek geciktirildi?
  2. Yurt çapında 2200 kişi toplandı, bunlardan 20’de 1’i 118 kişi yargılandı ve yargı nasıl oldu da bu kadar hassas bir konuda hızla sonuca vardı? Aklen bu süratin anlaşılması, yüksek adalet değeri açısından anlaşılması mümkün görülmemektedir.

Bu tabloda objektif bakış açısıyla Mahkeme’nin aceleye getirildiği görülür. Hukuk tarihi ve hukuk etiği açısından sırf oldu bitti imasıyla bile bu idamların gelecekte daha detaylı bir şekilde inceleneceği ve yorumlanacağı da şüphesizdir.

 

  1. B)
    MAZNUNLARIN SAVUNMASIZ “SAVUNMALARI”

Bizce ikinci önemli husus da şudur:

Mahkemenin yargılamasında maznunların sorgulanması ve savunma yapılmasında, objektif bir bakışla sırf şekil yönünden bazı çarpıklıklar olduğu görülür. Mahkeme zabıtları yayınlanmış şekliyle doksanbir sayfadır. Bunun, aktif ve reel olarak duruşmalarla ilgili kısmı 4-73 sayfaları arası olup toplam 69 sayfadan ibarettir. 69 sayfalık mahkeme tutanağının yaklaşık on sayfası civarı sanıklara yöneltilen suçlamalar ve sorularla ilgilidir. Geriye kalan 59 sayfalık savunmadan otuz yedi idam kararı çıkmıştır. Tekrar edelim ellidokuz sayfa tutan savunmadan 37 idam kararı çıkmıştır.3 İşte bu noktada objektif bir bakışla sanıkların kendilerini tam anlamıyla savunamadıklarını ve kendilerine savunma fırsatı verilmediğini söyleyebiliriz.

Özellikle Menemen Olayı’nın baş müsebbibi gösterilen Şeyh Es’ad Efendi Hazretlerinin, savunması mahkeme zabıtlarına göre sadece beş sayfadır.4 Bu beş sayfalık savunma Es’ad Efendi’nin hukukî savunma hakkını, mahkemede tam olarak kullanmadığını gösterir.

1943’te Van Özalp’te (Malaz­gird’de) hayvan kaçakçılığı ile suçlanan otuz üç kişiyi, mahkemesiz kurşuna dizdirip öldüren ve 1948 yılında bu suçtan yargılanan Mustafa Muğlalı’nın Menemen mahkemesinden ne kadar adâlet çıkar, varın siz tasavvur edin.5

Nitekim mahkemedeki zaman süresindeki sür’at ve muhâ­ke­me­nin suçlama-savunma diyaloglarındaki bu tuhaflık Necip Fazıl’ın da dikkatini çekmiş ve son derece haklı olarak şu yorumu yapma ihtiyacı hissetmiştir.

“Muhâkemeler şimşek hızıyla geçmişti. Zira alınan talimat şudur:

-Mahkumları söyletmeyin! Sizi müşkül mevkiye sokabilirler. Derhal idam kararlarını verin ve hemen infaz edin!”6

 

14- İDAMLAR

Mustafa (Muğlalı) Paşa başkanlığındaki mahkeme heyeti toplam 37 kişiye idam kararı verdi. Ancak bu 37 kişiden 6 kişinin idamı hapse çevrildi. Es’ad-ı Erbilî Hazretleriyle beraber, idam cezası yaşları nedeniyle 24 sene hapse çevrilenler şunlardı: Manisa’dan Nalıncı Hasan (20 yaşında), Manisa’dan Çoban Ramazan (20 yaşında), Manisa’dan Giritli Küçük Hasan (17 yaşında), Menemen’den Harputlu Ömeroğlu Mehmed (yaşı 65’den yukarı), İzmir’den Laz Mehmed Ali Hoca (yaşı 65’den yukarı).7 Bir kişi hastanede vefat etti. İki kişiyi de meclis affetti. Dolayısıyla idam edilenlerin sayısı 28 kişiydi.8 Safa Camii haziresinde medfun bu 28 kişinin isimleri TBMM, Zabıt Ceridesine göre sırasıyla şöyledir:

Meclis zabıtlarının son sayfasında, Türk Ceza Kanunu’nun 64. Maddesi delâletiyle 146. Maddesine tevfikan (uygun olarak) “ölüm cezasına” mahkum edilenler.

  1. Manisa’dan Kahveci Çırağı Mustafa
  2. Manisa’dan Topçu Hüseyin
  3. Manisa’dan Tatlıcı Mutaf Hüseyin
  4. Manisa’dan Eskici Hüseyin Ali
  5. Manisa’dan Keçeli Köyü’nden Himmetoğlu Süleyman
  6. Manisa’dan Emrullah oğlu Mehmed
  7. Bozalan’dan Koca Mustafa
  8. Bozalan’dan Hacı İsmail
  9. Bozalan’dan Hacı İsmail oğlu Hüseyin
  10. Menemen’den Cuma-i Bâlâlı Ramiz
  11. Menemen’den Çıtaklı Molla Süleyman
  12. Menemen’den Yahya oğlu Hüseyin
  13. Menemen’den Çingene Mehmet oğlu Ali
  14. Menemen’den Hayim oğlu Josef
  15. Menemen’den Şimbıllı Ali Osman oğlu Mehmed
  16. Menemen’den Arnavut Yusuf oğlu Kamil
  17. Menemen’den Kerim oğlu İbrahim
  18. Menemen’den Selim oğlu Boşnak Abbas
  19. Menemen’den (Erbil’den olacak) Şeyh Es’ad oğlu Mehmed Ali
  20. Manisa Hastanesi İmamlığından Mütekâit Laz İbrahim
  21. Manisa’dan Mutaf Süleyman
  22. Manisa’dan Manifaturacı Osman
  23. Manisa’dan Hafız Cemal
  24. Manisa’dan Tabur İmamı İlyas
  25. Manisa’dan Ali Paşa oğlu Ragıp
  26. Manisa’dan Şeyh Hafız Ahmed
  27. Alaşehir’den Şeyh Ahmed Muhtar
  28. Manisa’dan Giritli İbrahim Oğlu İsmail9

Mahkeme, idam hükümlerini 29 Ocak 1931 tarihinde meclisin onayına sundu. Meclis 31 Ocak 1931 tarihinde aldığı kararla 37 kişinin idamını onaylarken 6 kişinin cezasını, yaşları küçük veya çok yaşlı oldukları için hapis cezasına çevirdi. Ayrıca Manisa’dan Terzi Talat ve Paşa Köyü’nden Kahya Ahmet oğlu İsmail’in cezalarının iki seneye tahviline karar verdi. Göreceli Abdülkerim ise hastanede vefat etmesi üzerine idamlık listesinden adı silindi.10 Sonuç olarak Örfî İdare Mahkemesi’nin 37 olarak belirlediği idamlıkların sayısı, karar Meclis’ten geçtikten sonra 28’e inmiş oldu.

İdama mahkûm edilen bu yirmi sekiz kişinin cezaları, Menemen’in çeşitli yerlerinde 3/4 Şubat 1931 tarihinde geceleyin infaz edildi.

Ve ne hikmetse, Necib Fazıl’ın anlatımına göre mahkeme başkanı Mustafa (Muğlalı) Paşa son demlerinde delirerek bağıra bağıra ölmüştür.11 Mustafa Muğlalı’nın 1943’te işlediği Özalp’teki vukuatı da son derece ilginçtir. Ve son derece ibretâmiz bu olayı da bir sonraki makalemizde inşâallah özet olarak ele alacağız.

Altmış dört yaşındaki Mehmed Ali Efendi, Laz İbrahim Hoca Efendi, Tabur İmamı İlyas Hoca Efendi, Vaiz Hafız Cemal Efendi gibi tanınmış ve çevrelerinde sayılıp sevilen kişiler, bu şekilde idam edilmiş oldular.12

Hükümet idamlardan 22 gün sonra 26 Şubat’ta Manisa ve Balıkesir’de sıkıyönetim uygulamasını kaldırırken Menemen’de 8 Mart 1931 tarihine kadar uzattı. Sıkıyönetim kararı daha önce de belirttiğimiz gibi 31 Aralık 1930 tarihinde alınmıştı.

3/4 Şubat gecesi 28 idam gerçekleşir. Hastanede bulunan Şeyh Es’ad Efendi ömrünün son demlerinde, bu acıyı zayıflamış bedeniyle “konup göçen bir dert kervanı” olarak sırtında bir ay taşır.

İdam elbette tüyleri ürperten bir kelime. Vakit 3/4 Şubat 1931’de saat gece yarısı 01.00 sularıdır.

İdam sehpaları ve idamlıklara giydirilecek beyaz kefen gömlekler İzmir’de hazırlanmış, idamdan bir gün önce Menemen’e getirilmiştir. Zekariya Yıldız’ın, olayı anlatış formunu ilginç bulduğumuz için, burada sözü ona bırakıyoruz:

“Cellat Kara Ali, yamağı ile birlikte, Evkâf Kahvesi’nin önündeki kerevette çayını yudumlarken, meydandaki darağaçlarına (idam sehpalarına) kayıtsız gözlerle bakıyordu.

İzmir Suikasti’nin (14 Haziran 1926)13 üzerinden dört yıl geçmiş, bu süre zarfında izne ayrılmıştı. Zira, adam asmadan geçirdiği yıllar, onun için istirahattan sayılıyordu. Bu süre zarfında günlerinin büyük bir kısmını İzmir Mezbahası’nda hayvan boğazlamakla geçirmiş, geri kalan zamanını evindeki kedileri beslemeye hasretmişti. Zabıt Vekili Kubilay’ı öldürmekten sanık 28 kişinin infazı için göreve çağrıldığında adeta sevinmişti. Ne de olsa adam asmak onun mesleğiydi ve bu mesleği icrâ etmeden geçirdiği 4 yılda neredeyse hamlaşmıştı. Uzun zaman idmanlara çıkmayan pehlivanlara benzetiyordu kendisini. Bu gece, dört yılın acısını çıkaracak ve meslek hayatında, bir gecede 28 kişiyi birden sallandırılacaktı.

Duruşmalar süresince Menemen’i mesken tutan gazeteciler, ondan özellikle uzak duruyor, ürkek bakışlarla izlerken aralarında fısıldaşıyorlardı.

Yarım saat sonra (gece 01.30’da) “İnfaz Başlasın!” emri geldi ve kahvehane bir anda boşaldı. Cellat Kara Ali ve yamağı bir arabaya, Cezaevi Müdürü, Müddei Umumî (Başsavcı) ve Jandarma Kumandanı ile Hoca, başka bir arabaya binerek oradan uzaklaştılar. Gazeteciler peşleri sıra koşuşturdular.

  1. Laz İbrahim Hoca, Manifaturacı Osman, Balalı Ramiz, Arabacı Hüseyin, Çingene Hüseyin, Arnavut Kamil ve Papuçcu Ali’den oluşan yedi kişilik ilk grubun infâzı istasyonda yapıldı. İdam sehpasına ilk önce Laz İbrahim Hoca çıkarıldı. Sükûnetle şehadet getirdikten sonra şöyle dedi:

-Ne yapalım kader böyleymiş. Beni Es’ad Efendi’nin yanına gömün, O, benim hocamdır.

Ardından diğerleri asıldı. Yedi sehpada yedi ceset, gecenin rüzgârında sallanmaya bırakıldı.

  1. Şimilli Mehmet, Kerim oğlu İbrahim, Bozalanlı Koca Mustafa, Bozalanlı Hacı İsmail ve Hacı İsmail’in oğlu Hüseyin Tuz Pazarı’nda kurulan sehpalarda asıldılar.
  2. İlyas Hoca, Keçili Süleyman, Hafız Cemal, Çırak Mustafa Bedesten’de…
  3. Süleyman Çavuş, Topçu Hüseyin, Boşnak Abbas ve Deli Rasim sinema binası önünda ipe çekildiler.
  4. Kubilay’ın başının kesildiği Gazez Camii’nin önünde sekiz sehpa kurulmuştu. Kanlı olayın tek faili olan Mehmet Emin, Şeyh Es’ad Efendi’nin oğlu (Mehmet) Ali Efendi, Gazez Camii Müezzini Hafız Ahmed, Alaşehirli Şeyh Ahmet Muhtar, Hacı Paşazade Ragıp Bey, Hacı Ali, Tatlıcı Hüseyin ve eylemcilere dükkanından ip satan yahudî esnaf Hayım oğlu Josef burada asıldılar.

Gün ağardığında idamlar bitmiş, Cellat Kara Ali hayatının en yoğun mesaisini tamamlayıp cezaevi müdürünün ısmarladığı kahveyi höpürdetmeye durmuştu.”14

Ve böylece sıra. Es’ad Erbili Hazretlerinin (ks) şehadetine gelmişti…

 

 

 

  1. A) OLAYIN KRONOLOJİSİNDEKİ İRONİ

Bu kırk günlük kronolojik paket özeti şudur:

23 Aralık 1930          Menemen’de o meş’um olay vuku bulur.

31 Aralık 1930          Balıkesir ve Manisa’da sıkıyönetim ilan edilir.

24 Aralık’tan             Üç haftada İçişleri Bakanlığı raporunu hazırlar.
14 Ocak 1931
tarihine kadar

15 Ocak 1931            118 kişinin yargılanması başlar.

24 Ocak 1931            Savcı mütalaasını okur. Yani 9 günde mahkemenin sonuna gelinir.

25 Ocak 1931            Mahkeme heyeti kararını vererek, dava sonuca bağlanır.

29 Ocak 1931            Mahkeme sonucu TBMM’ine sunuldu.

31 Ocak 1931            TBMM toplanıp mahkeme kararını çok küçük tâdîlâtlarla onayladı.

3/4 Şubat 1931        Menemen’de idam hükümleri infaz edildi.2

26 Şubat1931           Menemen hariç Balıkesir ve Manisa’da sıkıyönetim kaldırıldı.

3/4 Mart1931           Es’ad-ı Erbilî Hazretleri Hastahanede şehâdetle Hakka yürüdü.

8 Mart 1931  Sıkı yönetim uygulaması en son Menemen’de de kaldırılarak Menemen olayı noktalandı.

PAYLAŞ:                

Ethem Cebecioğlu

1951 yılında Ankara’da doğdu. 1981’de Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. 1983 yılında Yüksek Lisansını tamamladı. Bir süre ihtisas için yurtdışında bulundu. 1990 yılında; «Hacı Bayram

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle