Kimseye Yan Bakışı Olmayan Kimdi?

Yakın zamanda bir liseli talebe, “yan baktığı” iddiasıyla başka bir talebe tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Nasıl bir acı, nasıl bir şiddet, nasıl bir vahşet, nasıl bir hadsizliktir bu? Hangi bakış, hangi söz, hangi gerekçe böyle bir şiddeti meşru kılabilir? Bizler ve nesillerimiz nasıl böyle bir hoyratlığa savrulduk? 

Kimse yan bakışı sevmez ama ne yazık ki çoğunluk birbirine yan bakar hale geldi. İnsanlar olmadık bahanelerle barut fıçısı gibi patlamayı bekliyorlar. Kötülüğü emreden nefis müesses norm haline gelmiş, insanlar fücur yarışına girmiş, azgınlık ve merhametsizlikte rekor üstüne rekor kırılıyor.

Yaşadığımız bir fitne ve afettir. Bu yan bakışın iktidarıdır. Kimsenin kimseye sadrıyla dönmediği, herkesin birbirini yan bakışla süzdüğü bir toplum uçurumun kenarına gelmiş demektir. Bakışların kayması kalplerin hastalanması ve sadırların daralmasındandır. Bir bakışı şiddete dönüştürecek kadar daralmış sadırlar terbiye ve tezkiye fukaralığı yaşıyor.

Terbiye ve tezkiye ihtiyacı hiç bu kadar belirgin olmamıştı. Haddini bilmek ve arınmak eğitimin ana unsuru olmak zorunda. Diğer türlü nefislerin azgınlığını durdurmak mümkün görünmüyor. Bugün karşı karşıya kaldığımız yaygın şiddet ve tahammülsüzlük umumi bir terbiye yoksunluğu ve mânevî ihmalkârlığın neticesi olarak ferdi vakaların ötesine taşmıştır.

Bize hayatta hiç kimseye yan bakışı olmayan bir insanın mürebbiliği lâzım. Bize, döndü mü bütün vücudu ile dönen, dolayısıyla muhatabını hep tam bakışı ve selim kalbiyle karşılayan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in tezkiyesi yani arındırması lâzım.

Terbiye ve tezkiye bir zorunluluktur. Hepimizin haddimizi, hududumuzu bilmeye ve arınmaya ihtiyacımız var. Bu sadece ferdi bir ahlâk meselesi değildir. Tezkiye herkesi kuşatan bir iklimle desteklenmediği sürece kalıcı fayda üretemez. Yan bakışın normalleştiği, sertliğin sıradanlaştığı, nobranlığın ödüllendirildiği bir zeminde tek tek insanların temiz kalma çabası ağır bir yüke dönüşebilir.

Terbiye ve tezkiye ortak bir inşa meselesidir. Ailede, okulda, sokakta, dilde ve ilişkilerde aynı istikameti işaret eden bir arındırma ve arıtma çabası hayatın her köşesini sarıp sarmalamalıdır. İnsanların birbirine tam dönebildiği, sadrıyla muhatap olabildiği bir sosyal nizam yoksa ferdi kurtuluş, kurtuluş olmayacaktır.  

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, nefsin taşkınlığına karşı yalnız kahramanlıklar değil; terbiyeyi çoğaltan, nezaketi görünür kılan, edebi yeniden merkezine alan bir sadıklar ittifakıdır. Sadıklardan olmayı, her yerde sadıklarla beraberliği gayemiz kılmalıyız. Ancak o zaman yan bakışlar yerini sahici yüz yüze gelişlere bırakır. Ancak o zaman terbiye, bir erdem olmanın ötesine geçip, toplumu ayakta tutan bir imkâna dönüşür.

Bu sayıda, nefsin taşkınlığına karşı terbiyeyi, dağınık kalplere karşı tezkiyeyi yeniden düşünmeye çağırıyoruz. Yan bakışların çoğaldığı bir çağda, dosdoğru duruşun ve tam muhataplığın imkânını hatırlatmak istiyoruz. Teşrifi ile, daralmış gönüllerimize inşirah veren mübarek Ramazan’ın tam da bu çağrıya denk düşen iklimini fırsat bilerek, arınma ve arındırma çabasını sadece kendi hayatımızın değil hayatın merkezine yerleştirmeye gayret etmek maksadımız olsun. Bir sonraki sayımızda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olunuz.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle