Rabbin Adıyla Okumak Besmeleli Eğitim

Talebeliğim yıllarında yaşlı yaşlı amcaların her gün akşam yatsı arası koltuklarının altında kitaplar ile ders yaptıklarını görürdüm. Tek dertleri âhir ömürlerini bir ilim talebesi olarak geçirmekti. Nitekim kadim geleneğimizde yaşı ne kadar ileri olursa olsun âlimlerimiz eğitim vermenin yanı sıra kendileri de ilim talep işini hiç ihmal etmemişlerdir

Hz. Peygamber Efendimiz ümmȋ olduğu yani okuma yazma bilmediği halde kendisine gelen ilk vahyin “ أْ َ  ْاقر "“Oku!” emri ile başlaması câlib-i dikkat bir husustur. Allah Teâlâ gücünün yetmeyeceği bir şeyi kuluna yüklemeyeceğine göre Resül-ü Ekrem’e kırk yaşında ْأ” gelen َ اقر/ ْoku” emri acaba neyi ifade ediyordur? İlk gelen âyet okumayı emrediyor, ancak okunması gereken şeylerden bahsetmiyor. Ama nasıl bir okuma yapılması gerektiğini ve okumanın hedefini açıkça beyan ediyor. Bu da gösteriyor ki, usulüne uygun ve hedefe yönelik yapılan her okuma makbuldür. Yöntemi de hedefi de ilk inen ayetler net bir şekilde ortaya koyuyor: “Oku, Rabbin ismiyle ki, o yaratmıştır. İnsanı alaktan yaratmıştır. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediklerini öğreten O’dur.” (Alak: 1-5). Yüce Allah’ın adıyla yapılan ve yaratılış ile buluşturan bir okuma maksattır. Yaratılış gayesini kavramaya yönelik yapılacak bu okumanın hayatın her evresinde olması ise kaçınılmazdır. Bu hikmeti kavramış olan Yunus Emre ne kadar veciz ifade eder: İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır?

Okuyup yaratılış sırrına vakıf olan kişi kendi aczini idrak eder. Böylece ilk basamağı geçen insan, gücünü evrenin sahibi olan Allah’tan alarak sonsuz okumalara dalabilir. Nitekim bu gücü arkasına alan Müslümanlar yerküreyi okumanın yanı sıra evrenin derinliklerine doğru incelemeler yapmıştır. İlk okumanın bu yönü ile enfüsi bir okuma olması gerekir. İnsan enfüsi okumayı içe dönük olarak; kendini tanıma ciheti ile gerçekleştirir. Sonra afaki okuma gelir ki; dış okuma denilen bu okuma bütün evreni içine alır. Nihayet okuma denilen; var oldukça devam eden vazife Hak Teâlâ’yı bilmeye yönelik olarak sonsuza kadar devam eder.

Cennet Kılavuzu: Okumak/Tahsil Etmek

Allah’ın halifesi olarak yeryüzüne gelen ve evreni imar hedefi kendisine yüklenen insanoğlunun asli vazifesi kulluktur. Dünyadaki kulluğun ebedi hayattaki mükâfatı cennet ve ötesidir. Cennete gitmeyi kolaylaştıran yol ise hayat boyu eğitimdir. Hz. Peygamber Efendimiz buyurur: “Bir kimse ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah da ona cennetin yolunu kolaylaştırır.” (Müslim, Zikr 38; Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19). Talebeliğim yıllarında bu hadisin müjdesini yaşamak için yaşlı yaşlı amcaların her gün akşam yatsı arası koltuklarının altında kitaplar ile ders yaptıklarını görürdüm. Tek dertleri âhir ömürlerini bir ilim talebesi olarak geçirmekti. Nitekim kadim geleneğimizde yaşı ne kadar ileri olursa olsun âlimlerimiz eğitim vermenin yanı sıra kendileri de ilim talep işini hiç ihmal etmemişlerdir. Hocam Emin Saraç Efendi hayat boyu ilmin ehemmiyetinden bahsederken Türkiye’den Mısır’a hicret eden büyük âlimlerimizden Muhammed Zahid el-Kevserȋ’nin -kendisi de büyük bir âlim olduğu halde-, orada meşhur âlimlerden Muhammed Bahit el-Mutȋi’nin el-Hidaye derslerine katıldığını bizlere anlatırdı.

Her Müslümanın son nefesine kadar ilim talep etmesi gerektiği elbette izahtan varestedir. Ancak bu eğitimin sağlam bir şekilde alınabilmesi için şu beş hususun bulunması gerekir:

a) İstekli talebe: Her Müslüman dinini öğrenmek için isteklidir.

b) Himmeti yüksek hoca: Allah’a hamdolsun ki, memleketimizde henüz hoca kıtlığı yaşamıyoruz. Himmeti yüksek olanı da arayıp bulmak bizim vazifemizdir.

c) Kaliteli bir program: Her işin başı usuldür. Usulü olmayanın vusulü olmaz denilmiştir. Bu yüzden yapılacak olan eğitim faaliyetinin bir programa bağlanması şarttır. Bu da hocanın gayreti ile ortaya çıkacaktır. Talebe olan bizler bu programa harfiyen riayet etmeyi bir vecibe olarak addetmek durumundayız.

d) Hedefe ulaştıran kitaplar: Eğitimin sağlıklı olabilmesi için kitap üzerinden olması gerekir. Bu noktada kitap tercihinin doğru bir şekilde yapılması gerekir.

e) Teşvik eden bir ortam: Yukarıda sayılan şartların hepsinin gerçekleşebilmesi okumayı teşvik eden bir ortamın olması ile mümkündür. Okumanın, tahsilin teşvik edilmediği bir ortamda, kaliteli bir eğitimin olması mümkün değildir.

Netice-i kelâm olarak diyebiliriz ki; son nefese kadar ilim ortamının teşvik edilmesini temin edecek en önemli düstur, “Ya âlim ol ya öğrenci ol, yahut dinleyici ol, ya da bunları seven ol. Sakın bunların dışında bir beşincisi olma ki helak olursun.” ilkesidir. Toplumda ilimle meşgul olmak özendirilmiyor ise toplum olarak helak olmak/tarih sahnesinden düşmek kaçınılmaz olmuştur.  

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle