Din Siparişe Göre Olmaz

Hak ile batıl, iyi ile kötü; insanlığın var oluşuyla birlikte ortaya çıkmış, bu ikisi arasındaki mücadele, Şeytan’ın Hz. Âdem‘e (as) düşmanlığı ile başlamıştır. Tarih boyunca bütün peygamberlerin ve en son Sevgili Peygamberimiz ile Ebu Cehil ve benzerlerinin mücadelesi aynısıdır. Mücadele bugün de devam etmektedir.

Hak ile batıl, iyi ile kötü; insanlığın var oluşuyla birlikte ortaya çıkmış, bu ikisi arasındaki mücadele, Şeytan’ın Hz. Âdem‘e (as) düşmanlığı ile başlamıştır. Tarih boyunca bütün peygamberlerin ve en son Sevgili Peygamberimiz ile Ebu Cehil ve benzerlerinin mücadelesi aynısıdır. Mücadele bugün de devam etmektedir.

Memleketimizde, özelikle İttihat ve Terakki ile ortaya çıkan, idareye karşı, içerde ve dışarıda din ve memleket düşmanları tarafından desteklenen faaliyetler, Cumhuriyet döneminde de sürmüştür. İslam karşıtı faaliyetler bu minvalde iki kategoride mütalaa edilebilir:

Birincisi, bilgi eksikliği, cehalet, batı yandaşlığı ve mankurtluktan dolayı ortaya çıkan düşmanlıktır. Buradaki iddia; İslam’ın ilerlemeye mani olduğu, batılı değerlerin daha gelişmeye uygun olduğudur. Böyle düşünenler, mantıklı ve bilimsel davranmamakta, köleleşme ve mankurtlaşma sonucu, körü körüne batı hayranlığı ve taklitçiliği yapmaktadır. Bunlar, İslam’ın değerlerinin ne kadar kıymetli olduğunu ve insanlığın yaşaması, ilerlemesi ve huzuru için hayati derecede önemi olduğunu bilmemektedir.

İkinci kategoride olanlar ise, tamamen haince bir yaklaşım sonucu; İslam’ın yüceliğini ve değerli olduğunu bildikleri halde, emperyalist, siyasi ve ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde din düşmanlığı yapmaktadırlar. Bunlar insanlığa yanlış ilaçlar sunmakta, hakiki huzur ve mutluluğun kaynağı İslami düşünce sistemini dışlamaya çalışmaktadırlar.

Dikkat edelim, İsrail’de nüfus planlaması yoktur. Zina suçtur. Domuz eti yenmez. Ahlâksızlıklara tahammül edilmez. Ama ne enteresandır ki, özellikle Müslüman ülkelerde nüfus planlaması için vakıflar kurulur. İçki, kumar, uyuşturucu, zina gibi ahlâk dışı oluşumlar, basın yayın ve sosyal medya vasıtası ile normal tercihler, demokratik haklar gibi gösterilir. Toplumlar, çağdaşlık, demokrasi özgürlük vb. şeylerle uyutulur, yanlış ve gayrimeşru tercihler adeta insanlığa dayatılır.

Son günlerde, Türkiye‘nin gündemini meşgul eden gayri ahlâkî gruplar, toplumda çok küçük bir azınlıktır. Ama bunlar tarafından dile getirilen söylemlerle algı operasyonu yapılmakta, sanki söyledikleri önemliymiş gibi gösterilmektedir. Böyle kişi ve grupların sesleri çok çıkar, çünkü arsızlık yaparlar. Bunlar için ‘azgın azınlık’ tabiri ne kadar doğru bir tespittir.

Diyanet İşleri Başkanı’nın; zina ve homoseksüellik gibi gayrimeşru fiillerin haram olduğunu açıklamasına gelen itiraz seslerine bakınız! Ne yani, Türkiye’nin din işlerinden sorumlu en yüksek makamdaki insan, Allah’ın emri şudur diye açıklama yapmayacak mı? Helali, haramı ortaya koymayacak mı? Bu ne saygısızlıktır!

Bu, bir ilim adamının dini değerleri ortaya koymasına ve Yüce dinimiz İslam’a karşı edepsizlik olarak nitelendirilmelidir. Aynı konularda, bir haham veya papaz söz söylese onlara karşı ‘ dini inançlara saygı duyuyoruz’ diye bir şey diyemezler. Ancak bir hoca bir şey söyleyince, hemen saldırıya geçerler. Bunlar işte böyle iki yüzlüdürler.

Diyanet İşleri Başkanı’na cevap yetiştirme derdine düşenler yayınladıkları bildirilerde demokrasi, hak-hukuk kılıfı altında İslam’a hakaret etmektedirler. Türkiye’de sadece barolar değil, tabip odaları, mühendis odaları gibi bir takım meslek kuruluşları mesleki faaliyet yapmak yerine, ideolojik söylemler içindedirler. Buralarda kümelenmiş mukaddesat düşmanı yöneticiler her fırsatta dini ve milli değerlere karşı saygısızlıklar yapmaktadır. Bu kabul edilemez!

Hz. Mevlana, “Edepsiz, âfâkı ateşe atar” buyuruyor. Bunlar, istediklerini yapacak bir din istiyorlar. Hâlbuki din siparişe göre değil, Allah’ın emirleri ve yasaklarına göre olur.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle