Beynimize Musallat Olabilirler Ama Ruhumuza Asla

Bir salgın hastalık insanlığın geleceğini ne kadar etkileyebilir? Kara Ölüm (Black Death) Veba salgını 1347–1351 yılları arasında dünya üzerinde 200 milyon insanın hayatını yitirdiği bir salgındı.

Bir salgın hastalık insanlığın geleceğini ne kadar etkileyebilir? Kara Ölüm (Black Death) Veba salgını 1347–1351 yılları arasında dünya üzerinde 200 milyon insanın hayatını yitirdiği bir salgındı. Bu salgını takip eden yıllarda, Avrupa’da ciddi değişimler yaşandı. Salgın sırasında birçok insan öldüğü ve işçi sayısı azaldığı için toprak sahipleri yüksek fiyatlarla işçi çalıştırmak zorunda kaldı. Bunun sonucunda zengin toprak sahipleri ile fakir köylüler arasındaki refah eşitsizliği azaldı ve feodalizmin çöküşü hızlandı. Yaşanan bu ve benzeri etkiler Avrupa için Rönesans’ın kapılarını araladı. Bugün aynı şekilde Korona virüs salgını ile başlayan süreç büyük bir değişimi tetikleyebilir mi? Doğal yoldan bunun gerçekleşmesi biraz zor ancak oluşturulan korku, panik ve algı üzerinden dünyada büyük bir değişim yaşanacağı öngörülüyor.

Blockchain teknolojisi ile dijital bir dünya kuruluyor. İnsanlara dijital kimlikler oluşturulması planlanıyor. Bu kapsamda yürütülen ID2020 adlı bir proje, aşılamayı dijital kimlik için araç olarak kullanacak bir elektronik kimlik programı. Vücuda yerleştirilecek nano çipler ile kişilerin bütün bilgileri bu sistemi kuranların elinde olacak. Kısa süre önce ülkesinin bazı yerleşim yerlerine on milyonlarca kamera yerleştiren Çin, sosyal kredi sistemi ile vatandaşlarını yüz tanıma ve yapay zekâ teknolojisini kullanarak puanlamaya başladı. Eğer kurallara uyarsanız yüksek puanlar elde eder ve birçok ayrıcalıktan yararlanabilirsiniz. Aksi takdirde ise cezalandırılırsınız. Nano çipler ve Çin’in kamera sistemi küresel bir yapay zekâ toplumunun ilk adımları olabilir. Yaşanan salgının ise bu yolda bir katalizör görevi göreceği düşünülüyor.

Nano çipler, blockchain, yapay zeka, dijital kimlik, transhümanizm, dijital para, bundan sonra hayatımızda daha sık duyacağımız kavramlar olabilir. İnsanların, kitle olarak kıymetli, birey olarak köle olduğu bu düzene doğru hızla ilerliyorsak bizim ne yapmamız gerekiyor?

Söylenenleri birer komplo teorisi olarak görüp umursamaz bir tavırla yaşayamayız. Aynı şekilde bu ihtimalleri tek gerçek kabul edip karamsarlığa da düşemeyiz. Bu söylenenler birer tahmin ama aklımızın bir köşesinde durmasında da fayda var. Ömer radıyallahu anh kumandanlarına ne diyordu: “Beni sizin düşmanlarınız değil, günahlarınız endişelendiriyor.”  Sanırım bizi de asıl endişelendirmesi gereken bu. Son olarak, tüm bu yaşananlardan dersler çıkarıp dünyanın daha iyi bir yer haline gelmesi için tâkatimiz ve yeteneğimiz ölçüsünde çalışabiliriz. Unutmayalım beyinlerimizi hackleyecek teknolojiler geliştirmiş olabilirler ama ruhumuza -biz günahlarla kirletmedikçe- dokunamazlar.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle