Allah Temiz Kullarını Sever

“Allah (c.c) temizdir, temizliği sever!”2 Zâhiren ve bâtınen temizlenen, şirkten, hevâdan ve kalbî hastalıklardan uzaklaşan; inanç, söz, fiil, ahlâk ve hâl bakımından tertemiz olan kullarını sever. İnsana vücudunu, gözünü, kulağını, dilini, kalbini, aklını, zihnini temiz tutulmasını emreder. Nitekim İslâm’ın ilk vahyi ile birlikte maddî ve mânevî temizlik başlamıştır. İlk inen âyetlerde “Elbiseni tertemiz tut, kötü şeyleri terk et!” emri gelmiştir.3

“Allah (c.c) temizdir, temizliği sever!”2 Zâhiren ve bâtınen temizlenen, şirkten, hevâdan ve kalbî hastalıklardan uzaklaşan; inanç, söz, fiil, ahlâk ve hâl bakımından tertemiz olan kullarını sever. İnsana vücudunu, gözünü, kulağını, dilini, kalbini, aklını, zihnini temiz tutulmasını emreder. Nitekim İslâm’ın ilk vahyi ile birlikte maddî ve mânevî temizlik başlamıştır. İlk inen âyetlerde “Elbiseni tertemiz tut, kötü şeyleri terk et!” emri gelmiştir.3

Beden Temizliği

Rasûlullah (s.a.v) “Temizlik imanın yarısıdır” buyurmak sûretiyle4 beden temizliğinin iman ve ibadetle yakın alâkasına dikkat çekmiştir. Bu sebeple fıkıh kitaplarımız hep temizlik konularıyla başlar. Hem de öncelikle suların temizliğiyle… Öyle ki kullanılacak suyun rengine, kokusuna ve tadına varıncaya kadar araştırılır.

Temizlik tuvalette başlar. Müslümanlar ihtiyaçlarını dikkatlice giderip güzelce taharetlenirler. Üzerlerine necaset sıçratmamak için gereken tedbirleri alarak bedenlerini ve elbiselerini pislikten korurlar.

İnsanlar, câhiliye devrinde temizliğe ihtimam göstermiyorlardı. İslâm, onları temizliğe alıştırmak için ilk zamanlar ateşte pişmiş yağlı yemek yedikten sonra abdest almayı farz kıldı. Müslümanlar arasında temizlik iyice yerleşip yayıldıktan sonra, kolaylık olmak üzere bu hüküm kaldırıldı.5

Rasûlullah (s.a.v) Müslümanları maddî ve mânevî olarak devamlı temiz durmaya teşvik ederek şöyle buyurdular:

“ …Ancak mü’min kimse, devamlı abdestli bulunmaya gayret eder.”6

“Kim abdestli olduğu hâlde yeniden abdest alırsa, Allah Teâlâ bu sebeple kendisine on hasene yazar.”7

Yine Efendimiz (s.a.v) yemeğin bereketinin, öncesinde ve sonrasında elleri yıkamakta olduğunu bildirmiştir.8

İslâm’ın temizlikle ilgili emirlerini külfet olarak görmemelidir. Bunun sebebini Yüce Rabbimiz şöyle beyan ediyor: “…Allah (c.c) size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez, fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.”9

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: “Peygamberlerin sünneti beştir. Bu beş şey fıtrat gereğidir: Sünnet olmak, kasıkları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altını temizlemek, bıyıkları kısaltmak.”10

Ebû Vâsıl anlatıyor: Ebû Eyyûb el-Ensârî’ye rastladım, benimle musâfaha yaptı. Tırnaklarımı uzun buldu ve şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdular: «Sizden öyleleri var ki semâ haberleriyle ilgilenir. Hâlbuki tırnaklarını (yırtıcı) kuş tırnağı gibi uzatmıştır da diplerinde cünüplük, kir-pas ve pislik yuva tutmuştur».”11

Bir temizlik medeniyeti olan İslâm sağ ve sol elin kullanılacağı yerleri bile ayırmıştır. Rasûlullah (s.a.v) sağ elini temiz işlerinde ve yemekte, sol elini de tuvalet temizliği ve diğer kirli işlerde kullanırdı.12

Allah Rasûlü’nün bir koku şişesi vardı, onunla devamlı kokulanırdı.13 Elbisesinde nâhoş kokuların bulunmasını asla istemezdi. Bir defasında terleyince hırkasından yün kokusu gelince onu çıkarmıştı. O dâimâ güzel kokulardan hoşlanırdı.14 Gece karanlığında bile güzel kokusundan tanınırdı.15

Ağız Temizliği

Kelâmullah’ın mecrâı olması hasebiyle Müslümanlar ağız temizliğine ayrı bir önem verirler. “Ağızlarınızı temizleyin. Zira o Kur’ân’ın yoludur” derler. Onu boş ve çirkin sözlerden, gıybetten, haram ve pis şeyleri yemekten korurlar. Misvak kullanarak necasetten temizlerler.

Rasûlullah (s.a.v) gece teheccüde kalkınca mübarek ağzını misvâkla güzelce temizlerdi.16 Gündüz dışardan gelip evine girdiği zaman ilk yaptığı iş yine ağız temizliği idi.17 Dişleriyle birlikte dilini de iyice temizlerdi.18 Ağız temizliği, Allah Rasûlü’nün gece gündüz devamlı yaptığı bir fiil olduğu için sünnet-i müekkededir. O, son nefesini verirken dahî dişlerini misvaklamıştır.

Rasûlullah (s.a.v) her namazdan önce bu temizliği ısrarla isterdi. Bir defasında kendisine kavut ıslatılıp ikram edilmişti. Ondan yedikten sonra akşam namazı için kalkıp ağzını çalkaladı ve namaza durdu. Süt içtikten sonra da yine ağzını çalkalamış ve “Bu yağlıdır” buyurmuştur.19

Ebû Eyyûb el-Ensarî (r.a) şöyle anlatır: “Bir gün Rasûlullah (s.a.v) yanımıza çıkarak, «Ümmetimden mütehallilûn ne güzel insanlardır» buyurdular. Ashab-ı kiram: «Mütehallilûn kimdir ey Allah’ın Rasûlü?» diye sordular. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdular:

«Onlar, abdest alırken ve yemekten sonra hilallama yapanlardır. Abdestteki hilallama; ağzı, burnu, parmakların ve tırnakların arasını iyice yıkamaktır. Yemekten sonra hilallamak ise, ağzı ve dişleri güzelce temizlemektir. İnsanın yanında bulunan iki meleğe, o kişi namaza durduğunda dişlerinin arasında yemek kalıntısı görmelerinden veya ağzından yemek kokusu gelmesinden daha ağır gelen başka bir şey yoktur!».”20

Müslümanların yiyip içtiği şeyler de temizdir. Onlar “hangi yiyecek daha temiz ise” onu alırlar.21 Allah onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılmıştır.22

Mekân Temizliği

İlk müslümanlar evlerini ve yollarını her gün süpürürlerdi, evlerinde bir saman çöpü dahî bulunmazdı.23 Rasûlullah (s.a.v), “Avlularınızı temizleyin, yahudilere benzemeyin!”24 buyurmuş, insanların gelip geçtiği yolları, istirahat etmek için oturdukları, gölgelendikleri yerleri, ağaç altlarını, duvar diplerini kirletmeyi kesin bir şekilde yasaklamıştı.25

Hele ibadet mekânları pırıl pırıldı. Allah Teâlâ: “…Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim’i temiz tutun!” buyurmuştu.26 Efendimiz (s.a.v) de Mescid’in tozlarını hurma dallarıyla bizzat kendisi temizlerdi.27 Bunu gören ashâbı temizliğe daha fazla dikkat ederlerdi.

Rasûlullah (s.a.v) hayvanların üzerindeki kir ve tozların temizlenmesini de isterdi.28

Rûh Temizliği

Beden temizliği, rûh temizliğine götürür. Temiz bir beden ve tertemiz kıyafetlerle temiz bir mekânda yapılan ibadetler, insanın rûhunu arındırır.29 Rûhu aydınlanan insanın duyguları, düşünceleri, sözleri ve bakışları temizlik kazanır. İnsânî ilişkileri temiz olur. Kimseye sıkıntı vermek istemez. Başkasının husûsî alanlarına izinsiz girmez. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Orada hiçbir kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, «Geri dönün!» denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.”30

İslâm toplumu her yönüyle tertemiz bir toplumdur.31 “…Onda temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da çok temizlenenleri sever.”32

Dipnotlar: 1) İbn-i Sa‘d, I, 484.ç 2) Tirmizi, Edeb, 41/2799. 3) el-Müddessir 74/4-5. 4) Müslim, Tahâret, 1. 5) Ahmed Naîm, Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, I, 170-171. 6) İbn-i Mâce, Tahâret, 4. 7) Tirmizî, Tahâret, 44/59. 8) Bkz. Tirmizî, Et‘ime, 39/1846. 9) el-Mâide 5/6. 10) Buhârî, Libâs, 63-64. 11) Ahmed, V, 417. 12) Ebû Dâvûd, Tahâret, 18/33. 13) Ebû Dâvûd, Tereccül, 2/4162. 14) Ebû Dâvûd, Libâs, 19/4074. 15) Dârimî, Mukaddime, 10. 16) Buhârî, Vudû’, 73. 17) Müslim, Tahâret, 43-44. 18) Buhârî, Vudû’, 73. 19) Buhârî, Vudû’, 51-52. 20) Bkz. Heysemî, I, 235, V, 29-30; İbn Hacer, el-Metâlibü’l-âliye, II, 291. 21) el-Kehf 18/19. 22) el-A‘râf 7/157. 23) İbn Ebî Şeybe, V, 264/25921-3. 24) Tirmizi, Edeb, 41/2799. 25) Ebû Dâvûd, Tahâret, 14/26; İbn Mâce, Tahâret, 21; Ahmed, I, 299; III, 305; 381; Hâkim, I, 273/594. 26) el-Bakara 2/125; el-Hac 22/26. 27) İbn Ebî Şeybe, Musannef, I, 349/4019. 28) Heysemî, IV, 66-67. 29) et-Tevbe 9/103; el-Ahzâb 33/33. 30) en-Nûr 24/28. 31) el-A‘râf 7/82; en-Neml 27/56. 32) et-Tevbe 9/108.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle